|
UÇMAK İSTEYEN ÇOCUK
Siz uçmak isteyen çocuğun öyküsünü hiç duydunuz mu? Şimdi
size bu çocuğun öyküsünü anlatma istiyorum.
Birge, tatlı mı tatlı, akıllımı mı akıllı, bir o kadar da
meraklı bir kızmış. Ama en büyük merakı, en büyük isteği
neymiş biliyor musunuz? Uçmak. Gece gündüz, oynarken,
uyurken, yolda yürürken hep uçmayı düşlermiş.
Bir gün gökyüzüne bakıp hayaller kurarken, aklına bir fikir
gelmiş. “Neden bir balona binip uçmayı denemiyorum?” diye
düşünmüş. Hemen evlerinin altındaki oyuncakçıya gidip birkaç
tane balon almış. Büyük bir heyecanla balonlarını şişirmeye
başlamış. Ama o kadar heyecanlıymış ki, balonlarını bir
türlü şişiremiyormuş. Birge’ye biraz yardım edelim mi? Haydi
hep beraber üfleyelim. (hep beraber üfleme hareketi yapılır,
bir balonu üflüyormuş gibi.) bir ses duyuyorum, galiba
balonlar patlak. Dinleyin, bakın fıss, fıss. (Fıss, fıss)
Tekrar şişirelim (üfleme). Yine olmadı (fıss, fıss).
Birge kızmış ve balonu yere atmış. O sırada aklına bir şey
gelmiş. “Zaten kendi şişirdiğim balonla uçamam ki, bir uçan
balon bulmam gerekir” diye düşünmüş. Tam bu sırada uzaktan
geçen baloncuyu görmüş. Hem de baloncu uçan balonlar
satıyormuş. Baloncuya doğru koşmaya başlamış. (Olduğu yerde
koşma hareketi) Baloncu amcanın yanına gelmiş.
Ama doğrusu
nefes nefese kalmış. (kesik kesik nefes alıp verme) Biraz
dinlendikten sonra baloncu amcadan tam beş tane balon almış.
“Artık uçmam için hiçbir engel kalmadı.” diye düşünmüş.
Balonları eline almış ve kollarını yukarı doğru uzatmış.
Uzatabildiği kadar yukarı uzatmış, ayaklarının üzerinde
yükselmiş, yükselmiş. (ayak ucunda yükselerek elleri yukarı
doğru uzatma) ellerini uzattıkça uzatıyormuş; ama gücü
kesilmiş ve birden yere doğru eğilmiş. (nefes bırakıp,
kollar aşağıda, belden eğilme).
Tekrar uzanmış (uzanma),
eğilmiş (eğilme), uzanmış, uzanmış, uzanmış. Galiba oldu
derken, aslında hala ayaklarının yerde olduğunu fark etmiş.
Birge nasıl üzülmüş, size anlatamam. O kadar üzülmüş ki,
yanındaki duvarın üzerine oturmuş.
Bu işi nasıl
yapabileceğini düşünürken yakınlardan geçmekte olan trenin
sesiyle kendine gelmiş. Tren çuh, çuh, çuh (çuh, çuh,…)
sesleriyle geçmiş gitmiş. Trenin arkasından bakarken
bahçedeki güzel çiçekleri görmüş. Güzel bir çiçek kokusu
insanı her zaman mutlu eder diye düşünmüş. Çiçekleri
koklamaya başlamış. (derin derin koklama).
Ne yazık ki
çiçeklerde Birge’yi mutlu edememiş. Birge hala mutsuzmuş.
Sizce ona ne yapmasını söyleyebiliriz? (Çocuklar kendi
fikirlerini söylerler. Aralarından biri uçak fikrini
söylemezse eğitimci bunu hatırlatabilir.) Çocuklar, uçağa ne
dersiniz? Niye daha önce aklımıza gelmedi. Uçmanın en kolay
ve en güzel yolu bu.
Evet Birge de aynı bizim gibi, böyle düşünmüş ve koşarak
annesine gitmiş. Olanları anlatınca annesi gülmüş ve ona
sıkıca sarılmış. (Kendi kendine sarılma).
“Tabii Birgeciğim sen uçmayı bu kadar çok istiyorsan babanla
konuşup bir şeyler yapabiliriz. Belki ilk gezimize uçakla
gideriz. Hem sana gökyüzünden göstermek istediğim o kadar
çok şey var ki,” demiş. Ve Birgeler ilk gezilerine uçakla
gitmişler. Birge gökyüzünde çok mutlu olmuş ve uçmanın
gerçekten çok güzel bi şey olduğuna bir kez daha karar
vermiş.
NOT: Eğitimci öykü anlatırken rahatlama çalışmalarını önce
kendisi yaparak model olur. Her çalışma birkaç kez
yapılmalıdır. Ancak amacın jimlastik değil, rahatlama ve
nefes açma çalışmaları olduğu unutulmamalıdır. Parantez
içindeki bilgiler (hareket ve ses çıkarma) çocuklara
uygulattırılır.
Kaynak : Prof. Dr. İsmihan Artan " Seslerle Tanışalım "
Prof. Dr. Servet Bal
|