Üç kafadar içeriye
girmek için bir yol düşündüler. Birbirlerinin omuzlarına
çıkarak ve birbirlerini yukarıya çekerek yavaş yavaş
merdivenleri tırmanmaya başladılar. Merdivenlerin en üstüne
geldiklerinde artık adım atacak halleri kalmamıştı. Ama
içeriden gelen bir ses onlara güç verdi. Bu kaçırılan güzel
prensesin güzel sesiydi. Meğerse dev prensesi kendisine
şarkı söylemesi için kaçırmıştı.
Üç arkadaş hemen kapıda
veya duvarda girebilecekleri herhangi bir delik aramaya
başladılar ve kapıdaki ufak bir delikten içeriye sızmayı
başardılar. Prensesin bulunduğu odaya girdiklerinde dev
koltuğunun üzerinde mışıl mışıl uyumaktaydı. Prenses ise bir
kutunun içinde kilitliydi. Prensesi kurtarmak için önce
devden kutunun anahtarını almaları gerekiyordu.
Hemen devin
uyuduğu koltuğun arkasındaki üst rafa tırmanmaya başladılar.
İçlerinden birisini iple yukarıdan devin üst cebine doğru
sarkıttılar. Deve hissettirmeden cebine girip anahtarı
alması gerekiyordu. Dev çok derin bir uykudaydı ve anahtarı
alıp prensesi kurtardıklarını ruhu bile duymadı. Üç arkadaş
ve prenses bir an evvel uzaklaşmak için harekete geçtiler.
Şatodan çıkıp fasulyeye doğru koşmaya başladılar. Tam
fasulyeye geldikleri sıralarda dev uyanmış ve prensesin
kaçırıldığını fark etmişti. Hemen şatodan fırladı.
Merdivenleri inip şöyle bir etrafına baktı. Biraz ileride
fasulyenin ucunu gördü ve oraya doğru yürümeye yürüdü. Bu
zaman içinde üç arkadaş yanlarında prensesle birlikte yolu
yarılamışlardı. Dev de fasulyeye tutunarak aşağıya inmeye
başladı. Üç arkadaş bunu fark edip ellerini çabuk tuttular.
Aşağıya inince de devden kurtulmak için bir yol aradılar.
Tek çare fasulyeyi kesmekti. Hemen bir balta bulup fasulyeyi
kesmeye başladılar ve dev tutunduğu fasulye ile birlikte
yere devrildi. Bundan sonra da kimse o ülkeye kötülük
yapamadı. Tekrar eski bolluk ve neşeli günlerine kavuştular.
Kaynak : Prof. Dr. İsmihan Artan " Seslerle Tanışalım "
Prof. Dr. Servet Bal