ÇAM AĞACI

 
Bebek Gelişimi
Bebek Gelişimi
Bebek ve Hastalıklar
Bebek Bakımı
Bebek ve Beslenme
Bebek ve Vitaminler
Okul Öncesi
Okul Öncesi Dönem
Davranış Bozuklukları
Davranış Gelişimi
Özgüven Gelişimi
Psiko-Motor Gelişim
Cinsel Gelişimi
Dil Gelişimi
Okul Öncesi Eğitim
Montessori Yöntemi
Reggio Emilia Yöntemi
Oyunun Önemi
Oyuncak Seçimi
Çocuk ve Resim
Hamilelik Dönemi
Hamilelik Dönemi
Hamilelik Dönemi Testler
Hamilelik ve Beslenme
Doğuma Hazırlık
Emziren Anne
Öğrenciler İçin
Çocuk Gelişim Bölümü
Staj Dosyaları
Önlisans Puanları
Lisans Puanları
KPSS Puanları
Öğretmenler İçin
Eğitici Oyun Etkinlikleri
Boyama Etkinlikleri
Bilmece ve Tekerlemeler
Okul Öncesi Yıllık Planlar
Okul Öncesi Programı
Çocuk Gelişim Modülleri
Anasınıfı İçin Masallar
Anneler İçin
Aile Eğitimi
Güzellik ve Cilt Bakımı
Kadın Hastalıkları
Kısırlık ve Tedavisi
Tüp Bebek Merkezleri
Site İletişim
Danışmanlık
İletişim ve Reklam

Okul Öncesi Eğitimin Önemi Bebek Bakımı Okul Öncesi Çocuğunuz Okula Hazırmı ?Rahim Hastalıkları Küçük Kas Gelişimi Etkinlikleri Okul Öncesi Programı Çocuklar ve Sorumluluk Bebeğin Zeka Gelişimini Desteklemek Doğuma Hazırlık Bebekler Neden Ağlar ? Emziren Anne İçin Beslenme Programı Bebek ve Vitaminler Hafta hafta hamilelik Bebeğin Ana rahmindeki Gelişimi Hamilelikte Yaptırılan Testler Bebek ve Vitaminler 

  OKUL ÖNCESİ MASALLAR
Kibritçi Kız Uçmak İsteyen Çocuk
Kral İsteyen Kurbağalar Sihirli Fasulyeler
Rüzgarın Yaramazlığı Çam Ağacı
 

ÇAM AĞACI

Zamanlardan eski zamanlarda, büyük bir ormanda bir çam ağacı varmış. Hani şu yaprakları diken diken olan ama güzel kokan çamdan. Yalnız bu çam ağacı halinden hiç memnun değilmiş. “Öteki ağaçların ne güzel kocaman kocaman yaprakları var. Benimkiler ise diken diken, kuşlar bile konmaya korkar,” diyormuş. Öteki ağaçlardan bir ayrıcalığım olsa ormandaki ağaçlar ve hayvanlar beni fark etseler ne iyi olur.”

Masal bu ya Orman Perisi ağacın isteğini duymuş. Gelmiş sormuş, “Söyle bakalım nasıl yapraklar istersin?” demiş.

Çam ağacı da, “Ah! Şöyle pırıl pırıl parlasın, cam gibi parlak olsun. Uzaklardan görülsün.” Demiş.

Peri değneğini oynatmış ve bizim çam baştan aşağı kristal yapraklarla donanmış. Işıl ışıl olmuş bir anda. Çevredekiler hayran kalmışlar. Ağacın keyfine diyecek yokmuş, ama uzun sürmemiş bu keyif. Bir gece fırtına çıkmış.Rüzgarın şiddeti ile birbirine çarpan yaprakların hepsi kırılmış. Tabii o yılı öyle yapraksız geçirmiş ağaç.

Ertesi yıl peri yine gelmiş. Olanları görünce bu kez gümüşten yapraklar vermiş ağaca. Ağaç gene pırıl pırıl olmuş herkes ona imreniyormuş. Ama gümüşten yaprağı olduğunu duyan gelmiş bir yaprak almış. Kısa zamanda ağaç gene çıplak kalmış.

Üçüncü gelişinde ağaç, Periye, “Ne olur yapraklarım gerçek yaprağa benzesin ama güzel koksun.” Demiş. Peri de bir koku vermiş çama, ormanın taa öteki ucundan duyulmuş. Keçiler, kuşlar hepsi almış kokuyu. Gelip yemişler bu güzel kokulu yaprakları. Gene yapraksız geçirmiş koca kışı bizim çam ağacı.

Ağaç sonunda gösterişten vazgeçmiş. Periye son kez yalvarmış. Eski yapraklarını istemiş. “Diken diken olsunlar ama üstümde dursunlar,” demiş. Peri de sihirli değneğini sallamış ve eski yapraklarını vermiş. Ama çamın son dileğini tam olarak vermiş. “Çamın yaprakları hep üstünde kalacak.” Demiş. O gün bugün de çamlar yapraklarını dökmeden kışı geçirirler.

KİRAZ AĞACI

Bahçenin birinde bir kiraz ağacı varmış. Ağacın önce beyaz çiçekleri, sonra da kırmızı kırmızı kiraları olurmuş. Kiraz ağacının kapısı konuklara açıkmış. O hiç yalnız kalmazmış.

Kiraz ağacının bodrum katında köstebekler, solucanlar otururmuş. Ağacın gövdesinde ise karıncalar, böcekler bulunurmuş. Üst kattaki konuklar ise çiçeklere gelen arılar, dallara konan kuşlarmış.

Bir gün kiraz ağacı evini dolduran bu konuklara dönmüş, şöyle demiş: “Ey konuklar! Söyleyin bakalım daha ne kadar zaman evimde konuk olacaksınız? Bütün gün evimde rahat rahat oturuyorsunuz. Peki bana ne kira ödüyorsunuz?”

Konuklardan solucan ve köstebek hemen konuşmaya başlamışlar: “Bilir misin, biz sana yararlı olmaya çalışıyoruz. Köklerini saldığın toprağı gece gündüz eşeliyoruz. Böylece sen köklerini rahatça daha derinlere salabiliyorsun. Gelişiyorsun.”

Üst kattaki arılar ise şöyle demişler: “Senin çiçeklerinin balını kim çıkarıp topluyor? Niz olmasak senin çiçeklerinden hiç bal alınmazdı.”

Kuşlar ise şöyle konuşmuşlar: “Bizim neşeli sesimiz, şarkımız olmasa senin için sıkılırdı. Seni biz eğlendiriyoruz.”

Böylece kiraz ağacı konuklarının da kendisine bir şeyler verdiğini öğrenmiş. Bir daha da bu konulara hiç karışmamış. Onlar da ağacı hiç yalnız bırakmamışlar. Onu eğlendirmişler, zararlı böceklerden korumuşlar, toprağını temiz tutmuşlar.

Kaynak : Prof. Dr. İsmihan Artan  " Seslerle Tanışalım "

            Prof. Dr. Servet Bal 

YASAL UYARI: cocukgelisim.com'un içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. cocukgelisim.com sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitemizdeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır.