Bebekliklerinde çok uzun süre kendi başlarına bırakılan
çocuklarda bu duruma daha sık rastlanır. Canı sıkılan, sevgi
ve ilgi eksikliği duyan, bilişsel açıdan uyarı ve doyumdan
yoksun kalan çocuklar, kendilerine haz ve doyum sağlayan tek
kaynak mastürbasyon olduğu için devamlı masturbasyon yapma
ihtiyacını hissederler. Çocuğu korkutup yıldırmakla bunun
önüne geçilemez. Olsa olsa gizliliğe zorlanır. Onu
korkutmadan ve konuya değinmeden başka bir şeyle oyalayarak
dikkatini başka bir yöne çekmek genellikle yeterli olur. Bir
saplantı şeklinde olursa, çocuk için evde-okulda nelerin
eksik olduğu bulunmalı, bu doyumsuzluk ve çatışmaların
nedenlerin aranmalı ve bunların giderilme yolları
aranmalıdır. Bu amaçla uzman denetiminde aile
yönlendirilerek, olumsuz, yakın çevre ortamı yeniden
düzenlenebilir.Çocuklar,cinselliklerinin farkına vardıkları 3 yaşından
itibaren, zaman zaman ana babalarını şaşırtıp, zor duruma
düşürecek sorular sorarlar. Doğru olan, bu soruları doğal
karşılayıp, anında çocuğun yaş ve gelişim seviyesine göre
fazla detaya inmeden yanıtlamaktır.
Çocuk cinselliği anlamaya çalışırken ilk önce fantezilerden
yola çıkar. Bunu hipotezler evresi izler. Şüphesiz bu evrede
yine fantezilerin izi vardır. Hipotez yaratıcıları belirli
bir yaştan önce üremenin sindirim sistemi ile olduğunu
düşünürler. Açıklamalar şöyledir: Anne çocuğu olsun diye
ilaç ya da küçük bir tanecik içer ve ya (babanın rolünü
katmak için) babanın idrarını içer. Diğer bir hipotez,
çocuğun anüsten çıktığıdır.
Bazen yetişkinlerde bu
açıklamayı daha kolay bulurlar. Kimi yetişkinler de bu
açıklamayı daha kolay bulurlar. Kimi yetişkinler,çocuğun
anne kalbinde büyüdüğünü söylemekle annenin çocuğunu ne
kadar sevdiğini vurguladıklarını düşünürler. Bir yerden
sonra,çocuğun cinsellik ile ilgili hipotezlerine mantık
katılır. Çocuk çevreden aldığı bilgileri rasyonalize eder.
Bu bilgiler,parça parça, yanlış ya da çelişkili bilgilerdir.
Çocuk yetişkinden bunların doğru olup olmadığını
öğrenemediği için, kendi olanakları, mantığı ve duyarlılığı
ile çözmeye çalışır.
Çocuğa "nereden geldiği" konusunda bilgi verme yasağı kimi
zamanda susarak gösterilir. Bu yasak o kadar ağırdır
ki,çocuk, soru sormaması gerektiğini bilinçsizce
hissedebilir. Sorusuna cevap aldığı kimi zaman, ana babanın
konuşma biçimleri,esrarlı ses tonlarıyla kendilerini
anlatmada serbest olmadıklarını ortaya koyar. Bu tavır
çocuklarca, "Bununla ilgilenmek yasaktır!"diye anlaşılır. Bu
da, çocukların meraklarını iki kat arttırır, araştırmalarını
derinleştirir. Ama ne yazık ki, yapılanlar hep bir hata
duygularıyla karışır. Cinsel bilgi konusunda yardımsız olan
çocuk, sonuçta doyumsuz bir merak edinir ve suçluluk
duygusuyla yüklenir. En kötüsü cinsel olayların pek güzel
bir şey olmadığı, bu yüzden ilgilenilmemesi sonucuna varır.
Sonuçta ilgilenilen konunun yasak,pis ya da günah olduğu
inancı yerleşir. Bilinçaltına itilen bu inanç, birçok
yetişkin insanın hayatını etkiler. Çünkü , böyle yasak bir
atmosferde hata ve utanç kavramlarıyla gelişen cinsel
hayat,meraklar ve normal ihtiyaçlar,kişiyi ilerde kuracağı
evlilikte güzel,sağlıklı,mutlu bir fizik ve sevgi kavramına
götüremez.
Sözel bilgi, çocuğa bir şey saklandığı izlenimini
vermemelidir. Basit, kesin, somut bilgi zihni karıştırmaz.
Sözel bilgi verirken önceden hazırlanmış düşüncesi
yaratılmamalıdır. Gebelik ve doğum gibi olaylardan dikkatle
söz edilmelidir. Bu konuda annenin bilgi vermesi daha
uygundur. Doğumun acı veren yönü üzerinde durmak yerine,anne
olmanın güzelliği ve sevinci anlatılmalıdır.
Üç yaşına doğru, çocuklar kız-erkek ayrılığını sezip
incelemeye koyulurlar. Kız çocuk, erkek çocuğun cinsel
organı ile daha erken ilgilenmeye başlar. Kendinde olmadığı
için üzüntü duyar ve bunu açığa vurur. Buna tanık olan
yetişkinin canı sıkılır. Oysa açıkça dile getirilen duygular
için rahatsız olunmamalı,gereken açıklama yapılmalıdır.
Açıklama: "Kadının çocuk dünyaya getirmesi için böyle bir
yapıya ihtiyacı vardır"dan daha karmaşık olmamalıdır. Erkek
çocuk,kendi cinsel organından gurur duyar. Bu sebeple, kız
çocuğununkiyle ilgilenmez, çünkü bunu bir eksiklik olarak
görür. Bu olaylara çevre aşırı önem vermezse çevrede vermez.
Sonuç: Cinsel
eğitim ne çok erken, ne de çok geç olmalıdır. Çocuğun
gelişim düzeyine uymayan bilgi, güçlük yaratır. Çocuğa
istendiği anda basit, kısa, gerçek, endişesiz cevap
verilmelidir. Çocuklar bu cevapları unutabilirler,fakat
yinelemek gereksizdir. Bilgilerin içselleşmesi için belirli
bir zaman gereklidir. Çocuklara verilecek cinsel eğitimde
sabırlı ve hoşgörülü olmak, endişeye kapılmamak, onun
seviyesine inmek ve olası değişik söz ve davranışları
olgunlukla karşılayıp, çözmeye çalışmak, çocuğun gelecekteki
cinsel yaşamının mutlu ve sağlıklı olması bakımından son
derece önemlidir.