ENÜRESİS (ALTINI ISLATMA) :
Enüresis, tekrarlayıcı nitelik taşıyan istem dışı idrar
kaçırma olarak tanımlanabilir . Kısacası normal
gelişmekte olan bir çocuğun 4-5 yaşlarından sonra altını
ıslatmasına enüresis denir . Genellikle çocuklar, mesane
kontrolü gerçekleşinceye kadar yani ortalama olarak 2-3
yaşlarına kadar geceleri altını ıslatırlar. Gündüz
kontrol, iki yaş dolaylarında, gece kontrol ise 3,5-4,5
yaşları arasında kazanılır .
Enüresisi genellikle 4 kısımda görmek mümkündür. Bunlar:
1. Nocturnal (yalnız gece altını ıslatanlar): Bunlar
genellikle ya yattıktan biraz sonra ya da sabahleyin
kalma zamanlarında altını ıslatırlar. Bunlar bireysellik
gösterirler.
2. Diurnal (yalnız gündüz altını ıslatanlar): Bunlar
genellikle, ya müsaade almaktan utanacak kadar çekingen,
ya da kasıtla altını ıslatmak isteyen çocuklarda
görülür.
3. Cronic (kronik): Hem gece hem de gündüz altını
ıslatanlar.
4. Ara sıra altını ıslatanlar: Bunlar genellikle
hastalıklarda hastalık sonucu dikkat çekmek için yeni
bir kardeş doğduğu zaman kıskançlık sonucu görülür .
Enürezisin birincil ve ikincil olmak üzere iki alt tipi
vardır. birincil enüresiste idrar tutma hiç bir zaman
sağlanmamıştır. İkinci enüreziste ise en az bir yıl süre
ile idrarı tutma sağlanabilmişken, bu kontrol sonradan
kaybedilmiştir.
5 yaşındaki erkeklerin %7, kızların ise %3'ünde enüresiz
vardır. Bir kişiye enuresis teşhisinin konabilmesi için
takvim yaşının en az 5 olması, en az 3 ay süreyle
haftada iki kez ortaya çıkan idrar kaçırma durumunun
olması ve bu durumun toplumsal bozulmaya sebep olması
gerekir (DSM-4, 1994, s.64).
Nedenleri :
Altını ıslatma ya organsal ya da ruhsal bir nedene
dayanır. Böbrek, bağırsak bozuklukları ve ağır uyku,
organsal nedenlerdendir. Ruhsal nedenler ise oldukça
karmaşık ve çeşitlidirler. Altını ıslatma, duyulan bir
kaygının dolaylı anlatımı : anneye babaya karşı duyulan
öfkenin, kinin bilinç dışı yolla dışa vuruşu cinsel
karmaşaların çözümü amacıyla başvurulan bilinçsiz bir
savunma mekanizması ve heyecansal olgunluk
yetersizliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır .
Enüresisin doğası nedeniyle psikodinamik nedenlerle
ilgili yorumlar da yapılmıştır. Bu varsayımlar,
genellikle olgu sunularından ya da kuramsal bilgilerden
çıkmaktadır. Kardeş doğumu ile başlayan ikincil enüresis,
bir regresyon belirtisi olabilmekte, bazen enüresis,
kardeşe duyulan saldırgan duyguların ifadesi, bazen de
aşırı temiz, titiz, düzenli bir annenin baskılı tuvalet
eğitimine karşı pasif agresif bir tepki niteliği
taşıyabilmektedir. Ailede ölümler, ayrılıklar,
geçimsizlik, hastalılar ya da okulda başarısızlıklar
gibi yaşam olaylarının yaratacağı anksiyete enüresis ile
ifade edilebilir. Ailenin aşırı koruyucu ve hoşgörülü
tutumu ile çocukta bebeksi kalma eğilimi, enüresis
belirtisi ile kendini gösterebilir .
Enüresis, sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan aile içinde
yeterli duygusal etkileşimden yoksun, nörotik ve uyumsuz
çocuklarda daha çok rastlanır. Çeşitli ruhsal etkenler
oluşunda başlıca neden olarak sayılabilir. Yaptığımız
incelemeler, alt ıslatma sorunuyla çocuğun duygusal
dünyası arasında yakın bir ilişki olduğunu ortaya
koymaktadır .
Yapılan araştırmalar, enüresiste ailesel bir yatkınlık
olduğu görüşünde birleşmektedir. Enüretik çocukların
%75'inin birinci dereceden akrabalarında devam eden ya
da geçmişte enüresis bulunduğu bildirilmiştir .
Tedavi :
Enüresis bir çok nedenle, ve değişik psikodinamik
etkenlerle ortaya çıkan bir belirti olduğu için,
tedavisinde değişik yöntemler kullanılmaktadır. Hangi
yönteme en iyi cevap alınabileceği önceden kestirilemez.
Bu nedenle bir kaç yöntemin birlikte uygulanması daha
yararlı görülmektedir .
Gece altını ve yatağını ıslatan çocuklara anne ve
babaların alacakları ilk tedbir: bu çocukları bu alanda
uzman bir hekime göstermektir . Enüresisin organik,
biyolojik bir nedeni olmadığı anlaşıldıktan, psikolojik
olduğuna karar verildikten sonra, tedavi başlar.
Enüresisin tedavisinde uygulanan
yöntemler:
1. Aileye danışmanlık veya aile tedavisi: Çocuğun
işemesine karşın ailenin duygu, düşünce ve davranışları
incelenmelidir. Örneğin, öfke, utanç, usanç,
duyabilirler ve çocuğu cezalandırırlar, utandırır,
kardeşleri, arkadaşlarıyla kıyaslayabilirler. Bazı
aileler tam tersine enüresisi destekler bir tutum içinde
girebilirler. Çocuğu bezler ve sabahleyin bezini
değiştirirken, öper ve severler. Her iki tutumun da
zararlı olduğu, cezanın da sevecenlikle
ödüllendirilmenin de doğru olmayacağı açıklanmalıdır.
2. Davranış tedavisi: Dış yayınlarda idrar alarmı
denilen bir yöntemden, yararlanıldığı ve iyi sonuçlar
alındığı bildirilmektedir. Yatak ıslanır ıslanmaz, bir
zil çalmakta ve çocuk uyanarak tuvalete gitmektedir.
İdrar kesesinin tonusunu ve kapasitesini artırmak için,
çocuğa çişi geldiği zaman, bir süre tutması öğretilir ve
bir süre, giderek artırılır. Bunun yanısıra bir takvim
tutması, her güne kuru ya da ıslak kalktığına göre bir
işaret koyması istenmektedir. Yazma bilmeyenler, güneş,
yağmur resmi ile, bilenler, yazı ile belirtebilirler. Bu
işaret, kesinlikle çocuğun kendisi tarafından
konulmalıdır. Haftalık kontrollerde güneşler, yani kuru
günler çoksa kendisi ile onun istediği bir oyunu
oynamakla ödüllendirilmektedir. Ödülün niteliği çocuğun
kişiliğine, yaşına, sosyo-kültürel düzeyine uygun
olmalıdır .Uyku derinliklerini azaltan ve sidik
torbasına büzücü etki yapan bu ilaçların 4-6 hafta
arasında uygulanması, gece işemelerinin %70-80'inde
etkili olmaktadır. İlaç bırakıldıktan sonra da kazanılan
alışkanlık bozulmamaktadır .
3. Psikoterapiden yararlanılmalıdır.
4. İlaçlar: Çocuğun altını ıslatmasını azaltan bazı
ilaçlar vardır . Uyku ve derinliklerini azaltan ve sidik
torbasına büzücü etki yapan bu ilaçların 4-6 hafta
arasında uygulanması, gece işemelerinin %70-80'inde
etkili olmaktadır. İlaç, bırakıldıktan sonra, kazanılan
alışkanlık, bozulmamaktadır .
Altlarını, ıslatan küçük çocukların uykularının da
dikkatle takip edilmesi ve iyice incelenmesi, tedbir
almada faydalı olur. Bazı çocuklar, çok derin uyurlar.
İhtiyaç anında uyanamadıkları için ,altlarını
ıslatırlar. Bazı çocuklar ise fena ve korkunç rüyalar
gördükleri için sakin sakin uyuyamazlar; uykuları
esnasında gördükleri rüyalar, dolayısıyla altlarını ve
yataklarını ıslatırlar. Bu çocuklardan derin uykulu
olanlara kaşı alınacak tedbirler; onları gündüz uykusuna
alıştırmak olmalıdır. Bu taktirde, bu çocukların gece
uykuları biraz daha sığ ve hafif olur; ihtiyaç anında
daha kolay uyanabilirler.
Yataklarını ıslatan çocukların, geceler; iyice
örtünmeleri, bellerini açıp, üşütmemeleri için iyice
sarmaları ve gece kıyafetlerinin düzgün olması; ailenin
devamlı suretle gözeteceği tedbirlerden biridir .Kafein,
idrarı artıran bir ilaçtır. Enüretik çocuğa her ihtimale
karşı kola türü içecekler ile çay ve kahve vermemek
yerinde olur .
Sık sık tekrarlanan her davranış, kolaylıkla alışkanlık
olabilir. Enüresis için de aynı şey geçerlidir. Bu
nedenle de öğrenilmiş davranış kalıplarını yıkan
teknikler yardımcı olabilir. Yatma zamanı ve uyum
alışkanlıklarının herhangi birini, (yatağın pozisyonu,
yatak kıyafetleri vb ) değiştirmek yararlı olabilir .