Epidural
anestezinin kullanımı annenin doğum esnasında aşırı yorulmasını engelleyerek
doğum sonrasındaki iyileşme ve toparlanma süresini de kısaltmaktadır. Günümüzde
hemen her doğumda kullanılması gereken bu işlem öncesinde işlemi gerçekleştirecek
anestezi doktoru ile görüşmekte ve muayene olmakta fayda vardır. Böylece epidural
anesteziye engel olabilecek durumları önceden tespit etmek mümkün olabilmektedir.
Özellikle hipertansiyon, kalp hastalığı, sara gibi durumlarda epidural anestezi doğum
esnasındaki ağrıya bağlı tansiyon değişikliklerini veya krizleri engellemektedir.
Doğumun sezaryana dönmesi durumunda ise bu işlem sezeryan operasyonunu yapmak içinde
kullanılabilir. Böylece acil şartlarda yapılacak bir genel anestezinin getireceği
handikaplardan sakınmakta mümkün olabilmektedir.
Epidural anestezinin doğumun hangi
aşamasında yapılacağı değişmekle birlikte genel olarak rahim ağzı açılmaya
başlayıp 4 cm kadar genişledikten sonra uygulanmaktadır. Ancak doğumun
başladığından emin olunduğu durumlarda epidural kateteri yerleştirip ilacın
verilmesinin rahim ağzının durumuna göre daha sonra yapılması mümkündür.
Doğumdan sonra 2-3 saat içinde epidural anestezinin tüm etkileri ortadan kalkmaktadır.

İSTENMEYEN ETKİLER:
Hipotansiyon (tansiyon
düşmesi), bulantı, baş dönmesi, nabızda yavaşlama, ısı düşmesi ve titreme, bel
kası gevşeme ve iğnenin bazen lif zedelemesiyle geçiçi olan bel ağrısı meydana
gelebilir. Bunlar düzeltilebilen, ciddi olmayan yan etkilerdir. Tekniğine uygun yapılan
“epidural anestezide” BAŞ AĞRISI beklenen bir durum değildir.
Kullanılan anestezi maddesinin dozu çok düşük olduğundan bu anestezik maddenin bir
kısmı plasentadan geçse de bebek üzerinde bir etki yaratmaz. Aynı şekilde
kullanılan anestezi ilaçlarının dozunun çok düşük olması nedeniyle bu ilaçların
anne sütüne geçen kısmı bebeği etkilemeyecek dozdadır.