ENFEKSİYON HASTALIKLARI

Ateş ve Ateşli Çocuğa Yaklaşım

Ateş vücut ısısının normal sınırların üzerine çıkması olarak tanımlanır. Vücudun bir savunma mekanizmasıdır. Çocuklarda çoğu zaman enfeksiyonlara bağlı olarak ortaya çıkar, fakat daha seyrek olarak başka nedenlere de bağlı olabilir. Isı ölçümünün yapıldığı vücut bölgesine göre normal ısı değerlerinde farklılıklar olur. Çocuklarda sık olarak kullanılan ısı değerlerinde farklılıklar olur. Çocuklarda sık olarak kullanılan ısı ölçüm yerleri koltukaltı, dilaltı ve rektal bölgesidir. Bunlardan koltukaltı ısısı en düşük olup normali 36.5-37.5ºC’tır. dilaltı ısısı koltukaltından 0.5ºC, rektal ısı ise ºC daha yüksektir. Egzersiz, aşırı giyinme, sıcak banyo, aşırı sıcak hava sağlıklı bir çocuğun vücut ısısını 38.0-38.5ºC’a kadar yükseltebilir.

Ateş bir hastalık değil, hastalıkların belirtilerinden biridir. Çocukluk çağında çok sık görülür. Ateşin beyin      yıkımı gibi zararlı etkileri rektal ısı 41.0ºC’ne çıkmadan görülmez. Ancak 6 yaşından küçük, yüksek ateşli çocukların %2-5’inde ateşe bağlı havale görülebilir.

Çocuk ateşlendiğinde ortam ısısını 21-22ºC’de tutmak, çocuğa ince ve gevşek giysiler giydirmek, hatta gerekirse tamamen soyup ılık suyla ıslatmak ya da banyo yaptırmak ve bol sıvı vermek gerekir. Ateşli çocuğu terletmek amacıyla iyice örtmek ısısını arttırarak havale geçirmesine neden olabilir. Ayrıca parasetamol grubu bir ateş düşürücü kiloya uygun dozda verilebilir. Antibiyotikler hiçbir zaman doktor önerisi olmadan, ateş düşürücü amaçla verilmemelidir. Ateşli bir çocuğun ilk 24 saat içinde bir doktor tarafından değerlendirilmesi uygundur.

Çocuk 2 aylıktan küçük ya da ateşi 40ºC’nin üzerinde, yatıştırılamaz biçimde ağlıyor, inliyor, zor uyandırılabiliyor ve dalgınsa, havale geçiriyor ya da solunum sıkıntısı varsa ve çok hasta görünümlüyse acil olarak doktora başvurmak gerekir.

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonları

Nezle, grip, farenjit, orta kulak enfeksiyonu ve sinüzit çocuklarda en sık rastlanan üst solunun yolu enfeksiyonlarıdır. Nezle ve grip hafif ateş, burun akıntısı, hapşırma bazen de halsizlik, kırıklık ve kas ağrılarıyla giden, virüslerin yol açtığı bir hastalıktır. Bu nedenle tedavide antibiyotik kullanmak gerekmez.

Tuzlu su içeren burun damlaları, buhar ve bazen de burun açıcı damla ya da ilaçlarla çocuk rahatlatılabilir. Farenjit çocuklarda çok sık görülür. Ateş, boğaz ağrısı ve öksürük vardır. İki yaşın altında nedeni sıklıkla viraldir. Beş yaşın üstündeki çocuklarda ise beta hemolitik streptokoklar adı verilen bakterilere bağlı olarak gelişir. Bu etkene bağlı farenjitlerin mutlaka tanınıp antibiyotiklerle tedavi edilmesi gerekir; çünkü tedavi edilmediği zaman kalpte ve böbreklerde kalıcı etkileri gelişebilir. Orta kulak enfeksiyonu 6 ay-2 yaş arası çocuklarda sık görülür. Yaşamın ilk 6 ayında anneden geçen antikorlar ve anne sütü bebeği orta kulak iltihabından korur. Anne sütü ile beslenme daha sonraki yaşlarda da koruyucu olmayı sürdürür. İlk üç ayda ek besin başlanan çocuklarda enfeksiyon sıklığı tek başına anne sütü alanlara göre belirgin olarak fazladır.

Biberonla beslenme ve emzik alışkanlığı da risk faktörüdür. İki yaşından sonra orta kulak enfeksiyonu sıklığı azalsa da kreşe ya da okula başlama ile yeniden sıklaşır.

Başta yarık damak-dudak olmak üzere tüm kafa ve yüz anomalilerinde, down sendromlu çocuklarda, alerji ya da bağışıklık sisteminde yetersizlik olan durumlarda da daha sık görülür. Hastalık sırasında küçük çocuklarda huzursuzluk dikkati çeker. Çocuk ateşlidir, sürekli ağlar ve kulağını gösterebilir. Daha büyük çocuklar ise kulak ağrısını tanımlayabilir. Kulak zarı delinirse kulaktan sarımsı beyaz renkli, iltihaplı bir akıntı gelir. Tedavisinde antibiyotik gerekir. Sinüzit genellikle bir “soğuk algınlığı” sonrasında gelişir. Yüksek ateş, baş ağrısı, yüzde ağrı, duyarlılık ve öksürük görülür. Tedavisinde antibiyotikler kullanılır.

Alt Solunum Yolu Enfeksiyonları

Bronşiolit ve pnömoni (zatürre) çocuklarda en sık görülen iki alt solunum yolu enfeksiyonudur. Bronşiolit, küçük hava yollarının enfeksiyonudur.

Alt solunum yolu enfeksiyonları, önce burun akıntısı, hapşırma, öksürük ve ateşle başlar. Birkaç gün içinde solunum hızlanır, solunum sıkıntısı gelişebilir. Nefes verme sırasında ıslığı andıran bir ses duyulabilir. Böyle durumlarda çocuklara ateş düşürücü verilir. Sıvı gereksinimi karşılanır. Bronşları genişleten ilaçlar gibi destekleyici tedavi ile düzelirler. Hastalık etkeni çoğu zaman bir virüs olduğu için antibiyotik kullanılmasına gerek yoktur. Pnömoni (zatürre) ise akciğer dokusunun iltihabıdır. Bakteri, virüs, mantar gibi pek çok mikroorganizmaya ek olarak toksik maddeler nedeniyle de gelişebilir. Klinik gidiş her tipte farklı olabilir. Bakterilerin yol açtığı zatürrelerde öksürük, yüksek ateş, titreme, solunum sıkıntısı bulunur. Hekimin muayene bulguları ve akciğer grafisi tanıyı koydurur. Tedavide antibiyotikler kullanılır. Ağır solunum sıkıntı olan olgular hastaneye yatırılarak tedavi edilir. Kızamık, boğmaca gibi hastalıklar zatürre geçirmeyi kolaylaştırır. Yaşına göre zayıf olan, iyi beslenememiş çocuklar hastalığı kolayca atlatamazlar. Pnömöni, ülkemizde çocuk ölüklerine yol açan hastalıkların başında gelmektedir.

İshalli Hastalıklar

İshalli hastalıklar, gelişmekte olan ülkelerde her yıl bir çok çocuğun ölümüne yol açar. Beş yaşından küçük çocuklardaki ölüm nedenlerinin dörtte birini oluşturur. Ülkemizde de ishalli hastalıklar çocuk ölüm nedenleri içinde beşinci sıradadır. İshalin çocuklarda ölüme yol açmasının en önemli nedeni sıvı kaybının konmaması sonucunda çocuğun susuz kalmasıdır.

Sıvı kaybına hastalık sırasında kusmanın da eşlik etmesi ve iştahının bozulması gibi nedenlerle çocuğun besin alımı azalırsa beslenme bozuklukları (malnütrisyon) gelişir. Malnütrisyon çocuğun bağışıklık sistemini bozduğu için çocuk yeniden ishale yakalanabilmekte ve bir ishal-malnütrisyon kısır döngüsü oluşmaktadır. Çocuklarda ishal etkenleri virüs, bakteri ya da parazitler olabilir. Kesin tanı dışkının mikroskobik incelemesi ve kültürle konur. Yalnızca bu incelemeler sonrasında hekimin gerek duyduğu olgularda antibiyotik kullanılmalıdır. İshal durdurucu ilaçlar hiçbir zaman kullanılmamalıdır. İshal sırsında çocuğun susuz kalmaması için dikkat edilmeli ve beslenmesi sürdürülmelidir.Anne sütü alan bebeklerde annenin sık olarak emzirmeye devam etmesi hem anne sütünün azalmasını önler, hem de bebeğin daha çabuk iyileşmesini sağlar. Sıvı kaybı olan durumlarda “ağızdan şeker tuz eriği” adı verilen bir sıvının çocuğa verilmesi gerekmektedir.