Kısırlık ve Tedavisi

 
Bebek Gelişimi
Bebek Gelişimi
Bebek ve Hastalıklar
Bebek ve Beslenme
Bebek ve Vitaminler
 Okul Öncesi
Okul Öncesi Dönem
Davranış Bozuklukları
Davranış Gelişimi
Özgüven Gelişimi
Psiko-Motor Gelişim
Cinsel Gelişimi
Dil Gelişimi
 Okul Öncesi Eğitim
Montessori Yöntemi
Reggio Emilia Yöntemi
Oyunun Önemi
Oyuncak Seçimi
Çocuk ve Resim
 Özel Eğitim
Özel Eğitim
Özel Eğitim ve B.E.P
Özel Eğitim ve Çocuk
Özel Eğitim Kurumları
 Öğrenciler İçin
Çocuk Gelişim Bölümü
Staj Dosyaları
Önlisans Puanları
Lisans Puanları
KPSS Puanları
 Öğretmenler İçin
Eğitici Oyun Etkinlikleri
Boyama Etkinlikleri
Bilmece ve Tekerlemeler
Okul Öncesi Yıllık Planlar
Okul Öncesi Programı
Çocuk Gelişim Modülleri
Anasınıfı İçin Masallar
 Anneler İçin
Aile Eğitimi
Hamilelik Dönemi
Emziren Anne
Kadın Hastalıkları
Kısırlık ve Tedavisi
 Site İletişim
Danışmanlık
İletişim ve Reklam
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

     KISIRLIK
Kısırlık ve Nedenleri
Mikroenjeksiyon Nedir
İnseminasyion Nedir ?
 

Semendeki anormallikler öncelikle yumurtalıklardan (testis) sperm üretilmesi aşamasındaki problemler nedeniyle oluşmaktadır. Bu üretim sorununa neden olan etken genellikle bilinememektedir. Genetik ve hormonal bazı faktörlerin yanısıra, daha önce geçirilmiş enfeksiyonlar, aşırı sigara ve alkol tüketimi veya yalnızca strese bağlı olarak da sperm üretim problemleri yaşanabilir. Bunun yanısıra bazı ilaçlar, çeşitli kimyasal maddeler, radyasyon ve radyoterapi sperm üretimi üzerinde olumsuz etki yaratabilir. Testislerde sperm üretiminin normal olmasına karşın üretilen spermin taşınmasını sağlayan kanalların doğumsal olarak ya da sonradan geçirilen bazı hastalıklara bağlı olarak tıkalı olması yine gebeliği önleyen faktörlerdendir. Testislerin ortam ısısını arttırarak spermlerin üretimi ve hareketi üzerinde olumsuz etki yaptığına inanılan varikosel (testislerden kirli kanı taşıyan toplar damarların genişlemesi ve bölgede kirli kan göllenmesinin artması durumu) cerrahi olarak düzeltilebilecek bir sorundur. Ancak operasyona rağmen spermlerde fonksiyonel bir gelişme sağlanamayabilir veya görünümde bir düzelme olmakla birlikte dölleme kabiliyeti arttırılamayabilir.

Nadiren de olsa semenin içinde sperme zarar verebilecek antikorlar bulunabilir. Bu durum genellikle ameliyat, geçirilmiş travma (testise darbe, kaza vb.) veya enfeksiyonlara bağlı olarak gelişebilir.

Tüm bu faktörlere bağlı olarak semen içerisinde ya hiç sperm bulunmayabilir (azoospermi) ya da sperm sayısında azalma (oligozoospermi), hareketliliğinde azalma (astenozoospermi) veya şekil bozukluğu (teratozoospermi) ya da bu son üç durumun çeşitli şekillerde kombinasyonları görülebilir. Tedavi semen analizindeki bozukluğun nedenine ve derecesine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir

Sıklıkla erkeklerin bir üroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekebilir. İlaç tedavisi erkeğe bağlı problemlerde nadiren başarılı olmaktadır. Erkek inferilitesinin tedavisi; enfeksiyonlar için antibiotik kullanımını, varikosel ya da kanal tıkanıklıkları için operasyon yapılmasını, sperm kalitesini arttırmak için hormon kullanımını, aşılama (intrauterin inseminasyon - IUI) ya da diğer yardımcı üreme tekniklerinin uygulanmasını gerektirebilir. Tüp bebeğin klasik yöntemlerle uygulanması bu hastalara bir miktar şans tanımışsa da esas erkeğe bağlı problemlerin çözümünde çığır açan gelişme merkezimizde de yapılan mikroenjeksiyon (ICSI) uygulaması olmuş ve böylelikle spermin dölleme kabiliyetine bakılmaksızın canlı spermi olan herkesin çocuk sahibi olabilme şansını yakalayabilmesini sağlamıştır.

Tubal Kaynaklı İnfertilite (Tubal Faktör)

Gebelik için açık ve sağlıklı fallop kanalları gereklidir. Fallop tüplerinin çok hassas ve detaylı bir iç yapısı vardır. Bu yapıdaki bir bozulma yumurtanın taşınmasını ve dolayısıyla döllenme olayını engelleyebilir. Eğer yumurtalığa yakın olan uç etkilenmişse yumurtanın yakalanıp tüp içine alınması bozulabilir, ancak en ağır durum tüpün tamamen tıkalı olduğu durumdur.

Tüpteki tıkanıklık genital yolla tüpe ulaşan enfeksiyonlardan kaynaklanabileceği gibi karın içindeki diğer enfeksiyonlar nedeniylede meydana gelebilir (ör. appendisit). Bunun yanı sıra dış gebelik sonucunda hasta tüplerinden biri veya her ikisi de yitirilmiş olabilir. Tubal infertilite tüm infertilite nedenleri arasında % 35’lik bir paya sahiptir. Bu konuya açıklık kazandırmak için, rahim filmi (HSG) ve/veya laparoskopik incelemeler gereklidir. Özellikle 35 yaşına yaklaşan infertil kadınlarda laparoskopik inceleme geciktirilmemelidir. Genç kadınlarda doktor uygun görürse laparoskopiyi ileri aşamalara bırakabilir. Ancak tedavi ile 6-12 ayda gebelik elde edilememişse laparoskopi hemen her zaman önerilir.

Laparoskopi sırasında kanallarda sorun (tıkanıklık, yapışıklık, veya hasar) saptanabilir. Hafif olanları, mikrocerrahiden fayda görebilir. Aşırı derecede hasarlı kanalların varlığında ise gebelik şansı ancak tüp bebek (IVF) yöntemi ile sağlanabilir.

Yumurtlama Kaynaklı İnfertilite (Ovulatuvar Faktör)

Kadının adet düzeni, yumurtlama hakında önemli ip uçları içerir. Düzensiz ya da anormal yumurtlama tüm infertil kadınların % 25’inde saptanır. Bazal vücut ısısı takibi, yumurtlamanın olup olmadığının saptanması için basit ve ucuz bir yöntemdir. Yumurtlama sonrasında salgılanan progesteron hormonu rahim içini, adetten 12 – 16 gün öncesinde döllenmiş yumurtanın tutunmasına hazır hale getirir.

Bazal vücut ısısı için kadın her gün uyandıktan sonra yataktan kalkmadan, ağızdan vücut ısısını ölçerek, adet gününe göre kaydeder. Normalde yumurtlama sonrasında salgılanan progesteron hormonuna bağlı olarak adet döneminin ortasına rastlayan bir dönemde vücut ısısı yaklaşık 1 derece yükselir. Ancak yumurtlama olmazsa ısı değişimi olmaz. Bu takip, soğuk algınlığı gibi vücut ısısını etkileyen birçok faktörden etkilenebileceğinden kesinlik taşımaz.

Doktorunuz yumurtlamanın takibi için sizden, yumurtlamayı uyaran ve salgılandıktan sonra idrarla atılan ‘luteinize edici hormonu’ (LH) saptayan özel idrar çubuklarını kullanmanızı isteyebilir. Beklenen adetten 1-3 gün önce rahim iç yüzünden alınan (endometrial) biyopsiler yumurtlamanın olup olmadığı konusunda yardımcıdır. Biyopsi işlemleri ile progesteron hormonunun yeterli salgılanıp salgılanmadığı da değerlendirilebilir. Ancak günümüzde yerini yumurtlamanın varlığını gösteren progesteron hormonu düzeyinin kanda ölçümü almıştır.Ultrasonografik takipler ve 28 günde bir adet gören kadınlarda 19 – 24. günler arasında yapılan kanda progesteron hormon düzeylerinin ölçülmesi, yumurtlamanın varlığını teyit etmeye yardımcı olur.Yumurtlama ilaçları ile kadınların yaklaşık % 80’ninde yumurtlama sağlanabilir. Başka bir neden yok ise ilk altı yumurtlama tedavisi döneminde çiftlerin yarısından fazlası gebe kalabilir.

YASAL UYARI: cocukgelisim.com'un içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. cocukgelisim.com sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitemizdeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır.