a)- BEN OYUNLARI
1-Bu Kim
Oyunu
Çocuklar,
yarım halka biçiminde ( yere ta da iskemleye ) otururlar.
Öğretmen
sorar :
"-Ben
kara gözlü, kıvırcık saçlı bir kız görüyorum; kim bu ?"
Çocuklar,
öğretmenin bakmakta olduğu çocuğa bakarak, sorduğu kızın kim
olduğunu bulurlar, adını söylerler.
Aynı
oyun, çocukların aşağıda gösterilen başka özellikleri
sorularak da oynanır :
a) Göz
renkleri ve biçimleri ( mavi, kahverengi, yeşil, kara,
iri, küçük…vb )
b) Yüz
biçimleri ( yuvarlak, uzun…vb )
c) Saç
rengi ve biçimi ( kara, sarı, kahverengi, kıvırcık, düz,
dalgalı ; uzun, kısa…vb )
Bu tür
oyunlar, usandırmamak koşuluyla, arkadaşlarının çeşitli
özelliklerini ( ve bu arada renkleri ) çocuklar öğreninceye
kadar sürdürülür.
2-
Dokunma Oyunu
Bu oyun
kolaydan zora doğru üç aşamada oynanmalıdır. Çocuklar, her
üç aşamada da, tere yada iskemlelere, yarım ay biçiminde
oturtulurlar.
a)-
Öğretmenin göstermesiyle
Öğretmen,
elini kendi başına koyar, çocuklara "başına dokun" der,
çocuklar, öğretmene öykünürler, ellerini kendi başlarına
dokundururlar. Aynı oyun "eline dokun", "dizine dokun",
"kulağına dokun"…vb. sözlerle sürdürülür.
b)-
Öğretmen göstermeden
Dokunma
oyunu bu kez, öğretmenin söylediği yerlere kendisi
dokunmadan oynanır. Öğretmen buyruk verir, çocuklar
yaparlar.
c)-
Şaşırtma yapılarak
Çocuklar,
öğretmenin "dokun" dediği yerleri iyice öğrendikten sonra,
aynı oyun, bu kez de şaşırtmacalı olarak oynanır. Öğretmen,
kimi kez söylediği yere dokunur ; kimi kez de başka yere
dokunur. Örneğin; kendisi," kendi koluna dokunurken,
çocuklara "başına dokun" der. Çocuklar ( öğretmenin kendi
koluna dokunarak yaptığı şaşırtmacaya kanmadan ) kendi
başlarına dokunabilmelidirler.
Doğal ki,
bütün çocuklar doğru yere şaşırmadan dokunmayı yapabilirler.
Kimi doğru, kimi yanlış yapabilir. Bu durumda ise gülüşmeler
olur, neşeli bir ortam oluşur. Oyuna başka başka zamanlarda,
çocuklar şaşırmadan yapıncaya kadar yinelenebilir.
3- Dörtlü
Dokunma Oyunu
Dörtlü
dokunma oyunu."başımız-omzumuz-dizimiz-ayağımız" sözleri
söylenerek ve söylenen yerlere dokunularak oynanır. Oynayış
sırasında devinimler gitgide hızlandırılabilir. Bu
hızlandırma sırasında çocukların soluk almaları
güçleşeceğinden, sözcükleri söylememeleri istenir, bunun
yerine öğretmen söyler, çocuklar yapar. Bu uygulama
biçimiyle oyun, aynı zamanda, kolay beden eğitimi işlevi de
görür.
4- Zıp
Zıp Zıpla Oyunu
Çocuklar
oyun alanında, aşağıda gösterilen sözleri tekerleme gibi
söylerler ve belirtilen devinimleri tekerlemeye uyarak
yaparlar.
Zıp zıp
zıpla ( tek ayakla zıplanır )
Hop hop
hopla ( iki ayakla hoplanır )
Top top
topla ( Son iki hecede yere çömelinir. )
5- Çevir
Salla Oyunu
Çocuklar
yere otururlar. Öğretmen aşağıda gösterilen sözleri söyler,
devinimleri yapar. Çocuklar da, aynı devinimleri, öğretmene
öykünerek yaparlar.
Başını
çevir, çevir ( başlar soldan sağa, sağdan sola çevrilir )
Başını
salla, salla ( Başlar sağa-sola, öne-arkaya sallanır )
Kolunu
çevir, çevir ( kollar önden arkaya, arkadan öne çevrilir )
Kolunu
salla, salla ( kollar, aşağıya indirilir, avuçlar yere
birbirine koşut olarak önde tutulur, soldan sağa, sağdan
sola sallanır, sonra da yine iki kol birbirine koşut olarak,
ön tarafta bir daire çizecek biçimde sallanır. )
6- Büyü
Büyü, Küçül Küçül Oyunu
Çocuklar
ayakta durur. Öğretmen, aşağıda sözleri söylerken, çocuklar
bu sözlere göre devinimler yaparlar. Önce büyü büyü, sonra
da küçül küçül oyunu oynanır.
Büyü büyü
Kollarını
yukarıya kaldır
Daha çok
kaldır, daha çok kaldır
Ayak
parmaklarının ucuna bas
Daha çok
yüksel, daha çok yüksel
Büyü büyü
kocaman ol, büyü büyü kocaman ol…
(Çocuklar en çok yükseldiklerinde, ara vermeden küçül
oyununa geçilir )
Küçül
küçül
Kollarını
indir
Çömelerek
büzül
Daha çok
büzül, daha çok büzül
Küçül
küçül, minicik ol…
7- Kim
Yok Oyunu
Çocuklar
yere oturtulur. İçlerinden birini ebe seçerler. Ebe başını
öğretmenin kucağına koyar, gözlerini yumar. ( çocuk gözünü,
bir başka yerde de yumabilir ) Öğretmen, ebeye sezdirmeden,
bir çocuğu işaretle dışarıya çıkartır. Ebe gözlerini açar;
Öğretmen ebeye "Kim yok ?" diye sorar. Çocuk bilirse
ebelikten kurtulur. Adı bilinen çocuk ebe olur. Ebe, üç ad
saydığı halde bilemezse yeniden ebe olur, yumulur.
8- Rengi
Nedir Oyunu
Bu oyun
çocuklara renkler öğretildikten sonra oynanır. Renkleri
pekiştirme, dikkati arttırma oyunudur.
Öğretmen,
küme halindeki çocuklara, üstlerindeki giysilerin,
duvarların, kitap kaplarının, blokları, araç-gereç ve
oyuncakların vb. renklerini sorar, çocuklar söylerler.
Bunlar içinden, özellikle 4-5 nesnenin rengine dikkat çeker.
Daha
sonra çocuklar bir ebe seçerler. Ebe yumulur, Öğretmen
ebeye, "Ali'nin kazağının rengi nedir ?" diye sorar. Ebe
bilirse ebelikten kurtulur, alkışlanır. Bilinen çocuk ebe
olur. Ebelik bilinceye kadar devam sürer.
"Rengi
nedir ?" sorusunu, öğretmen yerine herhangi bir çocuk da
sorabilir. Ebe değiştikçe, soran çocuk da değişebilir. Soran
çocuk da ebe gibi seçimle belirlenebilir.
9-
Hangisi Yok Oyunu
Üniteye
uygun birkaç nesne, varsa bir masanın üzerine ( yada oyun
alanına ) konulur. Her biri çocuklara "Bunun adı nedir ?"
diye gösterilerek sorulur. Çocuklar her nesnenin adını
söylerler, yinelerler.
İçlerinden biri ebe seçilir, dışarı çıkarılır. Ebe
dışarıdayken, nesnelerden birisi saklanır. Ebe içeri
çağırılır. "Demin burada bulunan nesnelerden hangisi yok ?"
diye sorulur. Bilirse ebelikten kurtulur, kurtulan çocuk,
bir başka çocuğu ebe seçer. Oyun böylece sürer.
10- Ses
Tanıma Oyunu
Öğretmen
oyun alanına bir kaç çalgı getirir.( flüt, melodika,
mandolin, bağlama, akordeon, keman…vb.)
Bu
çalgıları birer birer çalarak ( adları, biçimleri ve
sesleriyle ) çocuklara tanıtır. Çocukların öğrendiklerini
saptadıktan sonra, bir çalgıyı alır, çalar ve çocuklara
sorar "Bu ses hangi çalgının sesidir ?"… Çocuklar
yanıtlarlar.
Ancak
öğretmen, soru sormak için çalgıyı çalmadan önce ( bir
paravanın yada kukla sahnesinin arkasına ) saklanır.
Çocuklar çalgıyı görmezler. Sesinden tanımaya çalışırlar.
Bu oyun
daha sonra, her çocuğa ayrı ayrı sorularak da oynanmalıdır.
Aynı oyun, teybe alınmış çalgı sesleriyle oynanabileceği
gibi, hayvan seslerini tanıtmak amacıyla teybe alınacak
hayvan sesleriyle de oynanmalıdır.
11- Ben
Kimim Oyunu
Çocuklar
yarım halka biçiminde otururlar. Bir ebe seçerler. Ebenin
gözleri kapatılır. Öğretmenin işaret ettiği bir çocuk
kalkar, gelip ebeye sorar : "Ben kimim ?" der. Ebe, soran
çocuğu, sesinden tanırsa, ebelikten kurtulur, soran çocuk
ebe olur. Ebe bilemezse, ebeliği sürer. Başka çocuk sorar.
Bu oyun
hayvan seslerini tanıtmak amacıyla da oynanır. Soran çocuk,
bir hayvan sesi çıkarır, "Ben hangi hayvanım ?" diye sorar.
Öteki kurallar aynıdır.
12-
Tatmadan Bul Oyunu
Öğretmen
çocuklara, bir yiyeceğin tadını ve özelliklerini söyler.
Bunun adını bulmalarını ister. Bulan çocuk alkışlanır. Bu
oyun, çocukların tanıdıkları çeşitli yiyecekler tanımlanarak
da oynanır.
Örneğin:
"Sarı kabuklu, sulu, çekirdekli, tadı ekşi, çaya, çorbaya,
salataya sıkılır; bunun adı nedir ?"diye sorulur. "Limon"
olduğunu bilen çocuklar alkışlanır.
b)- KOŞMACA OYUNLARI
1-
Saklambaç Oyunu
Bir ebe
seçilir. Ebe oyun alanının önceden belirlenmiş bir yerinde
durur, yumulur. Burası ebenin kalesidir. Çocuklar
saklanırlar. Ebe belirli bir sayıya kadar ( örneğin ona
kadar ) sayar. Sayma işlemi bitince "Önümdeki, arkamdaki,
sağımdaki, solumdaki sobe." Der, gözlerini açar, saklanan
arkadaşlarını arar, bulmaya çalışır. Gördüğü arkadaşının
adını söyleyerek kaleye döner, sobeler. Sobelenen çocuk
yanar.
Ebe
aramak için kaleden uzaklaştığında, saklanan çocuklar ortaya
çıkıp, ebeden önce kaleye ulaşarak "sobe" yapmaya
çalışırlar.
Bu arada,
yanan ve yanmayan çocuklar ( açığa çıkmış çocuklar ), öteki
arkadaşlarına yardımcı olmak için "Elma dersem çık, armut
dersem çıkma." gibi sözlerle kopya verirler. Ebe kaleden
uzaklaşınca "elma, elma" diye, ebe kaleye yaklaşınca "armut,
armut"diye bağrışırlar.
Ebe
tarafından bulunarak yanmış olan çocuklar, oyunun bitiminde,
kendi aralarında sayışarak yeni bir ebe seçerler. Oyun yeni
ebeyle sürer.
Bu oyunun
oynanışında, isteğe göre, şöyle bir kural da uygulanabilir ;
saklananlar içinden son çocuk, ebeden önce sobe yaparsa ,
kendinden önce sobelenmiş çocukların tümü kurtulur. Aynı
ebe, yine ebe kalır, oyun yinelenir.
Ebe
yumulduktan sonra, 10'a kadar sayı sayabileceği gibi bu
saymayı renkleri sayma, meyveleri sayma biçiminde de
yapabilir. İstenirse bu sayma, anne, baba, kardeş-ağabey,
abla, teyze, dayı, hala, amca gibi aile ve akraba
bireylerini sayma biçiminde de uygulanabilir.
Ebenin
sayması, öğretmen hangi konuyu pekiştirmek istiyorsa, o
konuya ilişkin sözcük ve kavramlarla da yapılabilir.
2- Köşe
Kapmaca
Bu oyunu
oynayacak çocukların sayısından bir eksik sayıda köşe
saptanır. ( köşe yoksa, yere tebeşirle aynı sayıda daire
çizilir.) Çocuklar sayışarak, aralarından bir ebe seçerler.
Ebe ortada durur, öteki çocuklar köşelerine geçerler. Oyun
başlayınca, çocuklar köşelerini ( yerlerini ebenin kapmasına
olanak vermemeye çalışarak ) değiştirmeye çalışırlar. Bu
değiştirme sırasında ebe başka bir köşeye geçmek üzere olan
çocuğun yerini kapmaya çalışır. Kaparsa, yerini aldığı çocuk
ebe olur. Oyun böylece sürer.
Köşe
kapmaca oyununda, çocukların durdukları köşelere üniteye
uygun adlar verilebilir. Adların belirlenmesini, öğretmen
çocuklara yaptırır. Örneğin; Gün adları, mevsim adları, renk
adları vb.
3-
Kilitlenme Oyunu
Oyunun
oynanacağı bir alan ( ya çizilerek, yada çocuklara "şuradan
dışarı çıkılmayacak" denilerek ) belirlenir. Çocuklar
aralarından bir ebe seçerler. Ebe kovalar, çocuklar
kaçışırlar. Ebe, yaklaştığı çocuğa eliyle dokunmaya çalışır.
Her çocuk ebe yaklaştığı zaman yere çömelir, iki elini
başının üzerine ( parmaklarını iç içe geçirerek ) kilitler
ve ağzını sıkıca kapatır. Bu devinimleri, ebe kendisine
dokunmadan yapabilen çocuk kurtulur, yapamayan çocuk yanar
ve ebe olur. Oyun böylece sürer.
4- İpi
Tutma Oyunu
Yaklaşık
10 m. uzunluğunda, kalınca bir ip ( urgan yada halat )
bulunur. İki ucu birleştirilerek düğümlenir, büyükçe bir
halka yapılır. Oynayacak çocuklar bu ipi elleriyle tutarlar
ve halka oluşturacak biçimde dururlar. Çocuklar ipin
oluşturduğu halkanın içinde olurlar ve ellerini arkaya
götürerek ipi tutarlar. Ayrıca, sırtlarını ipe dayayarak,
ipin gergin durmasını sağlarlar.
İçlerinden birisi ebe seçilir. Ebe halkanın ortasında
bekler. İpi tutan çocuklar, zaman zaman ipi bırakarak (
ebenin arkasından yada yanından ) ortaya doğru yürürler, ebe
ipi kim bırakıyorsa o çocuğu kovalar; ona dokunmaya çalışır.
Kovalanan çocuk, ebe kendisine dokunmadan ipi tekrar
tutabilirse yanmaz. Dokunursa, ebe olur. Oyun böylece sürer.
5-Bayrak
Verme Oyunu
Üniteye
uygun bir bayrak hazırlanır. ( bayrağın üzerinde hayvan,
bitki, giyecek vb. bir nesne yada bir renk bulunur ) Bir ebe
seçilir. Bir çocuk bayrağı alır, kaçar; ebe, bayrağı taşıyan
çocuğu kovalar, ona dokunmaya çalışır. Bayraklı çocuk, ebeye
yakalanmadan bayrağı bir arkadaşına vermeye çalışır;
başarırsa yanmaz. Ebe bu kez, bayrağı alan öteki çocuğu
kovalar. Ebe, bayraklı çocuğa dokunabilirse, ebelikten
kurtulur. Dokunulan çocuk ebe olur. Oyun böylece sürer.
6- Kedi
Atlama Oyunu
Bahçede
yada salonda, birbirine koşut iki çizgi çizilir. Çocuklara
bunun "dere" olduğu söylenir. "Siz de kedi olacaksınız, bu
dereden atlayacaksınız." denir.
Çocuklar
iki kümeye ayrılırlar: birinci kümeye "Kara kediler",
ikincisine de "Tekir kediler" denir.
Önce kara
kediler, birer birer, dereyi atlayarak geçmeye çalışırlar.
Atlayan kedinin ayağı, her iki taraftaki çizgilere
basmamalıdır. Bir yada iki ayağı çizgiye basan kedi yanar.
Sonra tekir kediler de aynı kurallarla dereden atlamaya
çalışırlar Hangi kedi kümesinden daha az kişi yanarsa, oyunu
o kedi kümesi kazanmış olur.
Bu oyunun
oynanması sırasında öğretmen, dere çizgilerinin arasındaki
açıklığı, çocukların yaş durumlarına ve yeteneklerine göre
saptar. Çizgileri ona göre çizer. Ayrıca, dereden atlama
devinimi, önce ayaklar serbest olarak yaptırılır, sonra da
iki ayak birleştirilerek yaptırılır. İki dere çizgisinin
birbirine yakınlık ölçüsü, ayakların bu durumu da göz önünde
tutularak belirlenir. Oyunda yitiren kediler, kazanan
kedileri alkışlar.
c)- HALKADA OYUNLAR
1- Bülbül
Kafeste
Çocuklar
el ele tutuşarak bir halka oluştururlar. Bu halka bülbül
kafesi olur. Öğretmen, çocuklar arasından iki üç "bülbül"
seçer. Bülbüller kafes içinde dolaşırlar.
Oyun
sırasında, halkadaki çocuklar,"bülbül kafeste" sözlerini
yineleyerek ve ellerini (halkayı bırakarak ) çırpmaya
başlarlar. Bu sırada bülbüller halkadan çıkmaya çalışırlar.
Halkadaki çocuklar, bülbülleri kafesten dışarı çıkarmamak
için ( bülbül nereden çıkmak istiyorsa oradaki çocuklar )
hemen birbirlerinin ellerini tutarlar, kafesin açık yerini
kapatırlar.
Kafesten
( arkadaşlarının kolları, bacakları arasından ) kaçabilen
bülbüller oyunu kazanmış olurlar.
2- Kutu
Kutu Pense
Çocuklar
el ele tutuşur bir halka oluştururlar. Aşağıdaki sözleri
şarkısıyla söyleyerek sağa yada sola dönmeye başlarlar.
Şarkı içinde adı söylenen çocuk arkasını döner, halka içinde
dönerek ve şarkı söyleyerek oyunu böylece sürdürür. Bütün
çocuklar arkasını dönünce, şarkı sözleri "bütün çocuklar
önüne dönse" biçiminde söylenir ve çocuklar önlerine
dönerler. İstenirse oyun bir kez daha yinelenir.
Kutu kutu
pense
Elmayı
yense
Arkadaşım
Ayşe ( dönmesi istenilen çocuğun adı söylenir.)
Arkasını
dönse
3- Gezen
Yüzük
Uzun bir
ipe bir yüzük geçirilir. İpin iki ucu birleştirilerek
düğümlenir. Bir ebe seçilir. Çocuklar iki elleriyle ipi
dışarıdan tutarak, ip çevresinde bir halka oluştururlar.
Çocukların elleri ip üzerinde birbirine daha yakın durur.
Oyun
başladığı zaman, ebe ortada durur; ipe geçirilmiş yüzük, bir
çocuğun, ipi tutan eli altında saklanır. Halkadaki çocuklar,
bu yüzüğü ebeye göstermeden birbirlerine aktarırlar. Çoğu
kez de, ebeyi şaşırtmak için, aktarır gibi yaparlar. Bu
arada ( yüzük yüzük neredesin, acep hangi eldesin )
sözlerini söylerler.
Ebe
yüzüğün kimde olduğunu bulmaya çalışır. Bulabildiğini
sandığı an "Durun !" der. Çocuklar dururlar. Ebe yüzüğün
kendisinde olduğunu umduğu üç arkadaşına, ellerini
açmalarını söyler; ( önce birine, bulamazsa ikincisine, onda
da bulamazsa üçüncüsüne "elini aç" demek hakkı vardır.)
yüzüğü bulursa, ebeliği biter; yüzüğü bulduran çocuk ebe
olur.Bu oyun yere oturularak da oynanabilir.
4-
Kedi-Fare
Çocuklar
el ele tutuşarak bir halka oluştururlar. Çocuklardan ikisi
Kedi ve Fare olarak seçilir. Kedi halkanın dışında, fare
içinde durur. Kedi halkayı geçerek fareyi yakalamaya
çalışır. Halkadaki çocuklar, fareye ( kollarını kaldırarak,
ayaklarını açarak ) kaçması için yardımcı olurlar; kediye
ise, ( kollarını gererek, birbirlerine yaklaşarak ) fareyi
yakalamasın diye engel olmaya çalışırlar. Bu oyunda, fare
kolaylıkla halkanın içine-dışına geçebilir. Kedi için, içeri
ve dışarı geçmede güçlük çıkarılır.
Kedi,
fareyi yakalarsa, yakalanan fare, oyunun yinelenmesinde kedi
olur. Yeni fare, öteki çocukların arasından seçilir. Oyun
böylece devam eder.
ç)-
ARAÇSIZ YAPILAN OYUNLAR
1- Seke
Seke Yürüme
Öğretmen,
çocuklardan belirtilen mesafeye kadar seke seke yürümelerini
ister Yorulacakları için bir süre sonra ayakları
değiştirilir. Bu oyun istenirse yarışma şeklinde de
yapılabilir. Dengesini kaybeden, düşen, yere basan yada
yanlış ayak değiştiren yanar.
2-
Hacıyatmaz
Çocuklar
üçer kişilik kümelere ayrılırlar. Her kümede iki çocuk yüz
yüze ve karşılıklı durur; üçüncü çocuk ise bu iki çocuğun
arasında ( iki arkadaşının birini sağına, ötekini soluna
alacak şekilde, dimdik ve kaskatı )durur. Ortadaki çocuğa
iki çocuktan biri, Hacıyatmaz'ı ötekine, öteki de birinci
çocuğa doğru, omuzlarından iter. Yandaki çocuklar,
Hacıyatmaz'ı düşürmemeye özen gösterirler. Oyunun
yinelenmesinde, ortadaki çocuk yana geçer. Üç çocuk da
Hacıyatmaz olduktan sonra oyun biter.
3- Ayak
Ayak Yürüme
Bir
ayağın burnuna, öteki ayağın topuğunu değdirerek yapılan
yürüyüşe, "ayak-ayak yürüme" denir.
Bu oyunda
çocuklar, yaklaşık bir metre arayla, arka arkaya dizilirler.
Yerin elverişlilik durumuna göre dizilme birerli kol'da,
ikişerli kol'da yada üçerli kol'da olabilir. Oyun
başladığında her çocuk, kollarını iki yana açar, ayak-ayak
yürür. Yürüme yönünden sapan, ayak ayak yürümede yanlış
yapan yada dengesi bozulan, yanmış olur.
Bu oyun
iyice öğrenildikten sonra, çocukların gözlerini kapatmaları
istenerek de oynatılabilir.
4- Çapraz
Sıçrama
Çocuklar,
ikişer ikişer kümelere ayrılırlar. Her iki çocuk yüz yüze
durur; ondan sonra, sağ kolları ile birbirlerinin kollarına
çapraz olarak girerler ve kendi çevrelerinde sıçrayarak
dönerler. Bu dönüş, soldan sağa doğru olur. Bir süre sonra
durup, kollarını değiştirirler; bu kez sol kollarla çapraz
yaparlar, sağdan sola doğru sıçrayarak dönerler. Oyun
istenildiği kadar sürdürülebilir.