Gebeliğin oluşmamasının en önemli nedeni embriyonun bu zarı yırtarak dışarı
çıkmaması ve dolayısı ile rahim duvarına yerleşmemesi olduğu kabul edilmektedir.
Bu problemi çözmek için embryoyu, çevreleyen bu zarda transfer işlemi öncesi
kimyasal veya mekanik yötemlerle küçük bir delik açılarak embriyonun bu zarı
yırtması ve rahim duvarına yerleşmesi sağlanmaktadır. Yapılan bilimse çalışmalar
bu yöntemle gebelik oranlarında hissedilir bir yükselme olduğunu göstermektedir. VKV
Amerikan Hastanesi Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi’nde bu teknik kısaca şu
şekilde uygulanmaktadır: İlk olarak embriyo mikroskopik bir iğne ile embriyo
duvarından teğet geçilerek iki noktada delik açılır. Embriyo rahim içinde
büyümesine devam ederken zayıf olan bu noktalarda zarını delebilir.
PREİMPLANTASYON GENETİK TANI (PGT)
Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT), ailesinde genetik hastalıkları olan çiftlerin ya
da uygulanan tedavilere cevap vermemiş intefil ailelerin tüp bebek yöntemi
kullanılarak sağlıklı bebeğe kavuşmalarını sağlayan yeni bir genetik tanı
yöntemi olup bu yöntemle çiftlerden elde edilen embriyolar tek tek incelenerek genetik
olarak sağlıklı olan embriyolar anormal embriyolardan ayrılır ve anne adına genetik
olarak normal olduğu saptanan embriyolar transfer edilir. Bu sayede genetik bozukluğu
olan çocuğa sahip olma riski yüksek olan çiftler için hamilelik en başından kontrol
altına alınmış olur. IVF’de olumsuz sonuçların başlıca sebeplerinden biri
kromozom anomalisi dolayısıyla meydana gelen düşüklerdir. Bu nedenle PGT, özellikle
ileri yaştaki IVF hastalarına ait oositlerde %43.1’lik gibi yüksek oranda kromozom
anomalisine rastlanması sebebi ile ileri yaş anne adaylarına önerilmektedir. Ayrıca
ülkemizde sıklıkla görülen talasemi ve orak hücreli anemi genetik hastalıkların
gebelik öncesi analizi de PGT ile yapılabilmektedir. Gelişen genetik teknikler ve
bilgiye ulaşma olanaklarının artması çiftlerin, PGT ve diğer prenatal tanı
yöntemleri hakkında sağlık merkezlerine başvurmalarını kolaylaştırmıştır.
Asıl amacı aileleri sağlıklı bebeklere kavuşturmak olan IVF, Preimpantasyon Genetik
Tanı’nın uygulanması ile birlikte başarıya ulaşma konusunda bir daha atılmasını
sağlamıştır.
BLASTOKİST TRANSFERİ
Son dönemlerde geliştirilmiş medium sistemleri kullanılarak embriyo canlılığı
laboratuar ortamında daha da uzatılmış ve buna bağlı olarak günümüzde tüp bebek
merkezlerinde, daha yüksek gebelik oranlarının elde edildiği 5. ya da 6. gün
transferleri yaygınlaşmaya başladı. Buna blastokist transferi adı verilir. Embriyonun
ana rahmine tutunmadan önce ulaştığı en son aşamaya blastokist aşaması denir.
Blastokist Transferlerinin Avantajları Şunlardır:
Gelitim potansiyeli daha iyi olan embriyoları
seçebilme
Canlılğı yüksek olan daha az sayıda
embriyo transfer ederek çoğul gebelik olasılığını azaltması
Embryo gelitimini daha iyi gözleyebilme
Embryoları en yüksek gelişim potansiyeline
sahip oldukları dönemde yani blastokist aşamasında doldurabilme
Preimplantasyon genetiği uygulayan
merkezlerde trophectoderm (blastokiste ait hiç hücre tabakaları) biopsisi
uygulayabilmek ve bu doku embriyonik olmadığı için ethik problemleri ortadan
kaldırabilmek
Embriyo canlılığının incelenebileceği
metodlara fırsat tanıması.