Yaygın gelişimsel bozukluk kendi başına bir tanı ölçütü taşırken diğer taraftan alt başlıklara ayrılmaktadır.

Yaygın gelişimsel bozukluğun alt grupları: otistik bozukluk, rett bozukluğu, asperger bozukluğu, atipikotizm ve çocukluğun dezintegratif bozukluğu’dur. Bunların her biri ayrı bir tanı grubudur ve kendi başına değerlendirilir. Sınıflama yapılırken DSM 4 tanı kriterlerine göre yaygın gelişimsel bozukluk ana başlığı altında toplanmaktadırlar. Yaygın gelişimsel bozukluk grubundaki tanılar ancak çocuk psikiyatrisi ve gelişim nörolojisi servislerinde konulabilir. Bu bağlamda tıbbi inceleme yapılmadan bu tanıların konulamayacağını belirtmek gerekir. Yaygın gelişimsel bozukluklar:

– Otistik bozukluk

– Rett bozukluğu

– Asperger bozukluğu’dur.

Otistik Bozukluk

Otizm, bireyin dış dünyanın gerçeklerinden uzaklaşıp kendine özgü iç dünya yaratması durumudur. Otistik sendrom değişik edimsel ve gelişimsel nedenlere bağlı olarak üç yaş öncesinde çocuklarda ortaya çıkan sözel ve sözel olmayan iletişim, sembolik etkinlik, oyun ve sosyal ilişki alanlarında bozukluk ve stereotipiler ile karakterize olan bir bozukluktur (Nörolojik Bilimler Dergisi, 1996;13(1-2):61-66; Akt: A.Aydın, 2003, s.18). Başka bir tanıma göre, otizm, yaşamın ilk üç yılı içinde ortaya çıkan ve yaşam boyu devam eden bir özürlülük durumudur. Otistiklerde, iletişim ve sosyal etkileşim şiddetli bozukluk gösterir, gelişmede bir uyumsuzluk ortaya çıkar. Otizm, bir hastalık olarak değil, gelişimsel bir sendrom olarak tanımlanır. Göz temasında yaşanan sorunlar, karşılıklı dikkatin gelişmemesi, göz göze gelindiğinde anlamlı bir iletişim kurulmaması, bebeğin gereksinimlerini ifade etmek için değişik ağlamalar kullanmaması, nesnelerle ilgilenmemesi, kucağa alınınca susmaması, kucağa alınmaya direnmesi şeklinde erken belirtiler saptanabilir

Otizmin nüfus içersinde rastlanma olasılığı, yaygınlığı binde iki oranındadır. Otizm erkek çocuklarda kızlara göre 3-4 kat daha fazla görülmektedir. Otizmin nedeni açıklanabilmiş değildir. Araştırmacılar, genetik, hamilelik dönemi, erken çocukluk dönemi ebeveyn tutumları gibi konular üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir. Fakat günümüzde nedeni açıklanabilmiş değildir.

Otistiklerin her birinin farklı özelliklere sahip olduğunun altını çizmekte yarar görülmektedir. Bir otistikte bu davranışların bazıları gözlenirken bazıları gözlenmeyebilir veya daha farklı davranışlar görülebilir. Otizmi geniş bir yelpaze olarak düşünebiliriz. Her otistik bir diğerinden farklıdır.

Otizm ve zeka arasındaki ilişkiye baktığımızda farklılaşma olduğunu görüyoruz. Ağır, orta yada hafif düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği olan otistiklerin yanında normal yada normal üstü zihin düzeyinde olan otistiklerde yer almaktadır.

Otizm ve konuşma becerisi arasındaki ilişkiye baktığımızda farklılaşma olduğunu gözlemliyoruz. Bazı otistikler gecikmiş konuşma bozukluğu yaşıyor, hiç konuşmuyorlar. Bazıları kendilerine göre bizlerin anlam veremediği kelimelerden oluşan kendilerine özgü bir dil geliştiriyorlar. Başka bir grup tekrarlayıcı, ekolali, konuşma yapıyor. Bazılarının da üçüncü tekil şahıstan konuştukları gözlenilmektedir. Otizm ve hareketlilik arasındaki ilişkiye baktığımızda farklılıklar olduğunu gözlüyoruz. Bazılarında hipoaktivite dediğimiz hareketsizliğin olduğunu görüyoruz.

Görüldüğü üzere otizmle zeka, konuşma, aşırı hareketlilik veya aşırı hareketsizlik arasında anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır. Başka bir deyişle otistikler bu açılardan birbirlerine göre farklı özellikler göstermektedirler. Fiziksel olarak baktığımızda down sendromunda olduğu gibi bedensel özelliklerine göre, boy, kilo v.b. ortak özellikleri gözlenilmemektedir. Her otistiğin birbirinden farklı olduğu ve otizmin geniş bir yelpaze olduğu düşünülebilir. Farklılıklara rağmen ortak taraflarının sosyalizasyonla, sosyal gelişmeyle ilişkili olduğu psikososyal gelişimlerinin yaşıtlarına göre beklenilen düzeyde gelişmediği görülmektedir. Otizmin sosyalleşme güçlüğüyle yakından ilişkili olduğu düşünülebilir.

Asperger Bozukluğu

Asperger bozukluğuna nüfusta rastlanma olasılığı, yaygınlığı, binde bir düzeyindedir. Asperger bozukluğunda sosyal etkileşim ve sınırlı olmakla birlikte derinlemesine ilgi alanları, yineleyici basmakalıp davranış örüntüleri dikkatimizi çekmektedir. Dolayısıyla otizmden farklı olarak dil gelişiminde bir bozulma olmadığını görüyoruz. Asperger bozukluğu olan bireylerin konuşmalarında bozulma yoktur. Yaşıtlarına göre beklenilen düzeyde sözel iletişim becerilerini gösterir. Dikkatimizi çeken bir diğer nokta zeka ile ilişkilidir. Bu kişiler normal yada normal üstü zihin düzeyindedir, zihinsel öğrenme yetersizliği yaşamazlar. Bu duruma bağlı olarak eğitim-öğretimlerini normal sınıflarda sürdüreceklerini belirtmek gerekir. Asperger bozukluğu olan bireyler zihinsel öğrenme yetersizliği yaşamadıklarından doğal olarak akranları arasında eğitimlerine devam ederler. Normal sınıf ortamı sosyalleşmelerine de uygun bir zemin oluşturmaktadır. Fakat sosyalleşmeyle ilgili yapılandırılmış özel eğitim almaları ihtiyaç olarak görülmektedir.

Rett Bozukluğu

Rett bozukluğu da yaygın gelişimsel bozukluk grubu içindedir. Fakat otizmden farklılıklar taşımaktadır bu nedenle ayrı bir tanı grubu olarak değerlendirilmektedir. Rett bozukluğu yalnız kızlarda görülür. En önemli belirtisi normal bir doğum ve ilk beş ay normal gelişimi takiben bebeğin başının büyümesinin giderek yavaşlaması ve kafa çapında küçülmelerin görülmesidir.

 Rett bozukluğunda doğum öncesi ve erken bebeklik dönemi gelişim, yaşıtlarına göre normal olarak gözleniyorken beşinci veya otuzuncu aylar arasında gelişiminde farklılaşma görünmeye başlar. Farklılaşma her bireyde beşinci ayda başlamayabilir. Bu süre beşinci veya otuzuncu ay arasında bir zamanda olabilir. Bireyde zamanla etkileşim, dil ve psikotor becerilerinde performans düşüklüğü ilerler. Çevreyle etkileşim kuran, duygu ve düşüncelerini yaşıtlarına göre kısmen de olsa sözel olarak ifade eden, emekleme, ayakta durma veya yürüme becerileri olan birey sürecin ilerlemesiyle birlikte artık etkileşim kurmaz, konuşamaz ve yürüyemez bir duruma gelebilir.

Kaynak: Ordu, F. (2005). Farklı Gelişen Çocukların Tanımlanması ve Eğitimi. İstanbul: Armoni Yayıncılık.