Otistik
Bozukluk
Otizm, bireyin dış dünyanın
gerçeklerinden uzaklaşıp kendine özgü iç dünya yaratması durumudur. Otistik
sendrom değişik edimsel ve gelişimsel nedenlere bağlı olarak üç yaş öncesinde
çocuklarda ortaya çıkan sözel ve sözel olmayan iletişim, sembolik etkinlik, oyun ve
sosyal ilişki alanlarında bozukluk ve stereotipiler ile karakterize olan bir bozukluktur
(Nörolojik Bilimler Dergisi, 1996;13(1-2):61-66; Akt: A.Aydın, 2003, s.18). Başka bir
tanıma göre, otizm, yaşamın ilk üç yılı içinde ortaya çıkan ve yaşam boyu
devam eden bir özürlülük durumudur. Otistiklerde, iletişim ve sosyal etkileşim
şiddetli bozukluk gösterir, gelişmede bir uyumsuzluk ortaya çıkar. Otizm, bir
hastalık olarak değil, gelişimsel bir sendrom olarak tanımlanır. Göz temasında
yaşanan sorunlar, karşılıklı dikkatin gelişmemesi, göz göze gelindiğinde anlamlı
bir iletişim kurulmaması, bebeğin gereksinimlerini ifade etmek için değişik
ağlamalar kullanmaması, nesnelerle ilgilenmemesi, kucağa alınınca susmaması, kucağa
alınmaya direnmesi şeklinde erken belirtiler saptanabilir
Otizmin nüfus içersinde rastlanma
olasılığı, yaygınlığı binde iki oranındadır. Otizm erkek çocuklarda kızlara
göre 3-4 kat daha fazla görülmektedir. Otizmin nedeni açıklanabilmiş değildir.
Araştırmacılar, genetik, hamilelik dönemi, erken çocukluk dönemi ebeveyn tutumları
gibi konular üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir. Fakat günümüzde nedeni
açıklanabilmiş değildir.
Otistiklerin her birinin farklı
özelliklere sahip olduğunun altını çizmekte yarar görülmektedir. Bir otistikte bu
davranışların bazıları gözlenirken bazıları gözlenmeyebilir veya daha farklı
davranışlar görülebilir. Otizmi geniş bir yelpaze olarak düşünebiliriz. Her
otistik bir diğerinden farklıdır.
Otizm ve zeka arasındaki ilişkiye
baktığımızda farklılaşma olduğunu görüyoruz. Ağır, orta yada hafif düzeyde
zihinsel öğrenme yetersizliği olan otistiklerin yanında normal yada normal üstü
zihin düzeyinde olan otistiklerde yer almaktadır.
Otizm ve konuşma becerisi
arasındaki ilişkiye baktığımızda farklılaşma olduğunu gözlemliyoruz. Bazı
otistikler gecikmiş konuşma bozukluğu yaşıyor, hiç konuşmuyorlar. Bazıları
kendilerine göre bizlerin anlam veremediği kelimelerden oluşan kendilerine özgü bir
dil geliştiriyorlar. Başka bir grup tekrarlayıcı, ekolali, konuşma yapıyor.
Bazılarının da üçüncü tekil şahıstan konuştukları gözlenilmektedir.
Otizm ve hareketlilik arasındaki
ilişkiye baktığımızda farklılıklar olduğunu gözlüyoruz. Bazılarında
hipoaktivite dediğimiz hareketsizliğin olduğunu görüyoruz.
Görüldüğü üzere otizmle zeka,
konuşma, aşırı hareketlilik veya aşırı hareketsizlik arasında anlamlı bir ilişki
bulunmamaktadır. Başka bir deyişle otistikler bu açılardan birbirlerine göre farklı
özellikler göstermektedirler. Fiziksel olarak baktığımızda down sendromunda olduğu
gibi bedensel özelliklerine göre, boy, kilo v.b. ortak özellikleri gözlenilmemektedir.
Her otistiğin birbirinden farklı olduğu ve otizmin geniş bir yelpaze olduğu
düşünülebilir. Farklılıklara rağmen ortak taraflarının sosyalizasyonla, sosyal
gelişmeyle ilişkili olduğu psikososyal gelişimlerinin yaşıtlarına göre beklenilen
düzeyde gelişmediği görülmektedir. Otizmin sosyalleşme güçlüğüyle yakından
ilişkili olduğu düşünülebilir.
Asperger
Bozukluğu
Asperger bozukluğuna nüfusta
rastlanma olasılığı, yaygınlığı, binde bir düzeyindedir.
Asperger bozukluğunda sosyal
etkileşim ve sınırlı olmakla birlikte derinlemesine ilgi alanları, yineleyici
basmakalıp davranış örüntüleri dikkatimizi çekmektedir. Dolayısıyla otizmden
farklı olarak dil gelişiminde bir bozulma olmadığını görüyoruz. Asperger
bozukluğu olan bireylerin konuşmalarında bozulma yoktur. Yaşıtlarına göre
beklenilen düzeyde sözel iletişim becerilerini gösterir. Dikkatimizi çeken bir diğer
nokta zeka ile ilişkilidir. Bu kişiler normal yada normal üstü zihin düzeyindedir,
zihinsel öğrenme yetersizliği yaşamazlar. Bu duruma bağlı olarak
eğitim-öğretimlerini normal sınıflarda sürdüreceklerini belirtmek gerekir. Asperger
bozukluğu olan bireyler zihinsel öğrenme yetersizliği yaşamadıklarından doğal
olarak akranları arasında eğitimlerine devam ederler. Normal sınıf ortamı
sosyalleşmelerine de uygun bir zemin oluşturmaktadır. Fakat sosyalleşmeyle ilgili
yapılandırılmış özel eğitim almaları ihtiyaç olarak görülmektedir.
Rett
Bozukluğu
Rett bozukluğu da yaygın
gelişimsel bozukluk grubu içindedir. Fakat otizmden farklılıklar taşımaktadır bu
nedenle ayrı bir tanı grubu olarak değerlendirilmektedir. Rett bozukluğu yalnız
kızlarda görülür. En önemli belirtisi normal bir doğum ve ilk beş ay normal
gelişimi takiben bebeğin başının büyümesinin giderek yavaşlaması ve kafa
çapında küçülmelerin görülmesidir.
Rett bozukluğunda doğum
öncesi ve erken bebeklik dönemi gelişim, yaşıtlarına göre normal olarak
gözleniyorken beşinci veya otuzuncu aylar arasında gelişiminde farklılaşma
görünmeye başlar. Farklılaşma her bireyde beşinci ayda başlamayabilir. Bu süre
beşinci veya otuzuncu ay arasında bir zamanda olabilir. Bireyde zamanla etkileşim, dil
ve psikotor becerilerinde performans düşüklüğü ilerler. Çevreyle etkileşim kuran,
duygu ve düşüncelerini yaşıtlarına göre kısmen de olsa sözel olarak ifade eden,
emekleme, ayakta durma veya yürüme becerileri olan birey sürecin ilerlemesiyle birlikte
artık etkileşim kurmaz, konuşamaz ve yürüyemez bir duruma gelebilir.
Kaynak: Ordu, F. (2005). Farklı
Gelişen Çocukların Tanımlanması ve Eğitimi. İstanbul: Armoni Yayıncılık.