Ana sayfa Blog

Engelli Çocuğu Olan SGK’lı ve Kamu Çalışanının Hakları Nedir

Özel Gereksinimli Çocuğa olan aileler ve çalışanların sosyal ve maddi hakları nedir ? Engelli çocuğu olan aileler sgk’lı ve kamu çalışanı memurların hakları

 

Gelir Vergisi İndirimi

Özel gereksinimli çocuğu olan SGK’lı ve kamuda çalışanlar gelir vergisi indiriminden yararlanırlar.ÇÖZGER özel gereksinim oranı değişikliğinde ilgili vergi dairesine bildirim zorunluluğu vardır.Rapor süreli ise her rapor değişiminde de bildirilmelidir.Emekli olanlar emekli maaşında bu hakkı kullanamazlar.Ancak emekli olup serbest çalışanlar gelir vergisi indiriminden yararlanır.

Evde Bakım Yardımı

Her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, asgarî ücretin aylık net tutarının 2/3’ünden daha az olan bakıma ihtiyacı olan engellilere, engellinin bakımına destek amacıyla verilen sosyal yardımdır.Sağlık Bakanlığınca belirlenen yetkili hastanelerden alınacak engelli sağlık kurulu raporunda engel oranı en az %50 ve “Ağır engelli” İbaresi “evet” olarak işaretlenmiş olması gerekmektedir.Evde bakım yardımı başvurusunda 2022 sayılı Kanun kapsamındaki aylıklar gelir olarak hesaba katılır.Evde bakım yardımında muhtaçlık sınırı asgarî ücretin aylık net tutarının 2/3’ü olarak belirlenmiştir. Asgari ücret değişikliğine göre güncellenmekle birlikte 2018 yılı için 967,27.-TL olarak belirlenmiştir.Gerekli şartları sağlayan ve engellisine bakan kişiye 2019’da aylık 1384.59 TL ödeniyor.Evde bakım parası için engellinin bulunduğu hanede kişi başına düşen gelirin asgari ücretin üçte ikisinden düşük olması gerekli.2019’da bu rakam 1219.35 TL.

2022 Aylıkları

5 çeşit aylık bağlanmaktadır. Yaşlı aylığı, %40-69 Arası engelli aylığı, % 70 ve Üzeri engelli aylığı, 18 yaş altı engelli yakını aylığı ve silikozis aylığı. Silikozis aylığı için yeni başvuru alınmamaktadır. Ancak silikozis aylığı almaktayken vefat eden vatandaşların yakınlarının devreden silikozis aylığı başvuruları kabul edilmektedir.

Kamu Çalışanlarında nöbet muafiyeti ve izin hakkı

Kamu kuruluşlarında çalışan özel gereksinimi çocuğu olan memur anne ve babalara nöbet ve fazla mesai muafiyeti vardır.Ayrıca bakıma muhtaç yakını olan çalışanlara günlük bakım izni konusunda kolaylık tanınması sağlanmıştır.

Özel gereksinimli çocuğu olan çalışan annelere erken emeklilik hakkı

”Başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğu bulunan annelerin ” yararlandığı bu haktan Bağ-Kur, SSK, Emekli Sandığı, Tarım İşçileri ve İsteğe Bağlı Sigortalı olan anneler yararlanır.1 Ekim 2008 sonrası çalışılan sürenin dörtte biri oranındaki süre çalışılan süreye ilave edilir, bu süre emekliliğe kalan süreden düşürülür.Bilgi için 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Madde 28. Hükmü.Özel gereksinimli çocuğun  bakıma muhtaç yani raporunda ‘’ağır engelli ‘’ibaresinin olması gerekmektedir. Çocuğun bakıma muhtaçlığı devam ettiği sürece bu haktan yararlanılır.Birden fazla bakıma muhtaç çocuğu olanlar için SGK; her çocuk için inceleme yapar ancak sadece biri üzerinden erken emeklilik hakkından yararlanılır.Ağır engelli çocuğu olan annelere 1 Ekim 2008 tarihinden sonra verilmiş bir haktır.Çocuğun ağır engelli raporunun alındığı tarihe göre SGK’nın kararı önemlidir.Çalışılan sürenin dörtte biri oranında süre çalışılan süreye ilave edilir.Bu süre emeklilik süresinden düşürülür.Diğer çocukların incelenme sebebi erken emeklilik hakkının kullanıldığı çocuğun bakıma muhtaçlığı biter ise diğer çocuk üzerinden hakkın devam ettirilebilmesidir.Evlatlık alınan özel gereksinimli çocuğu için de bu haktan yararlanılır.Ancak Özel gereksinimli çocuğu olan babalar erken emeklilik hakkına sahip değildir.Boşanmış ise ve velayeti babada ise yararlabilir.

Mazeret İzni

En az yüzde % 70 oranında engelli ya da süreğen hastalığı olan çocuğunun (çocuğun evli olması durumunda eşinin de en az yüzde 70 oranında engelli olması kaydıyla) hastalanması hâlinde, hastalık raporuna dayalı olarak ana veya babadan sadece biri tarafından kullanılması kaydıyla bir sene içinde toptan veya bölümler hâlinde on güne kadar kadar,”mazeret izni verilir.
Bu kanun maddesi sözleşmeli personel ve geçici personel için de ilgili kanunlara işlenmiştir.(Ağustos 2014) Mazeret izin hakkı sadece özel gereksinimli çocuklar için kullanılmaktadır. Özel gereksinimli çocuğun hastaneden ya da Aile Hekimliklerinden alınacak hasta olduğunu gösteren rapor ile mazeret izni talep edilir.

Tayin Hakkı

Devlet Memurları Kanunu Ek Madde 39:‘’Devlet memurlarının, hayatını başkasının yardım veya bakımı olmadan devam ettiremeyecek derecede engelli olduğu sağlık kurulu raporu ile tespit edilen eşi, çocukları ile kardeşlerinin, memuriyet mahalli dışında resmî veya özel eğitim ve öğretim kuruluşlarında eğitim ve öğretim yapacaklarının özel eğitim değerlendirme kurulu tarafından belgelendirilmesi hâlinde, ilgilinin talebi üzerine eğitim ve öğretim kuruluşlarının bulunduğu il veya ilçe sınırları dahilinde kurumunda bulunan durumuna uygun boş bir kadroya ataması yapılır.’’

Devlet Memurları Kanunu 72 .Madde:“İlgili mevzuatı uyarınca verilecek rapora göre kendisi, eşi veya birinci derece kan hısımlığı bulunan bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri engelli olan memurların engellilik durumundan kaynaklanan yer değiştirme taleplerinin karşılanması için düzenlemeler yapılır.”




4-5 Yaş Çocuklarda Dil Gelişimi

4-5 yaş çocukları dil gelişimi dönemi günlük yaşamlarında kullandığı, içmek, açmak, kapamak, uyumak gibi eylemleri belirten resimleri isimlendirebilmeli ve özellikleri belirtilen nesneleri getirebilmelidir.Hatta iki eylem gerektiren direktiflere uyabilmelidir.

 

Bu dönem çevredeki nesneleri tanır ve onları adlandırabilir. Söylemesem bile dokuzyüze yakın kelimeyi anlayabilirim. İki ayrı nesneli eylemi gerektiren emirleri yerine getirebilirim.Beş kelimeli cümle kurarak konuşabilirim. Zamirle kendimi ifade edebilirim.Sesimin tonunu ve hızını ayarlayarak konuşabilirim.  Yaptığım bir resmi anlatabilirim.Kendi kendime konuşur ve çok soru sorarım.Onsekiz adet nesne kartı içinden en az on tanesinin ne olduğunu söyleyebilirim.Altı kelimelik bir cümleyi, söylendikten sonra tekrarlayabilirim. Bir hikaye oluşturup anlatabilirim. Olayları birbirine bağlayıp olan biteni anlatabilirim.

3-5 yaş

3 ve 4 yaş arası sıklıkla “kim?”, “nerede?” ve “ne?” gibi soru tiplerini yöneltirler. Cümleleri daha uzundur ve konuşması daha akıcıdır. 4-5 yaş arası kendisine söylenen her şeyi anlar ve kolay anlaşılır bir şekilde konur.



Özellikleri belirtildiğinde vücudumun kısımlarını gösterebilirim.Üç nesneli ve davranışları emirleri yerine getirebilirim.Resimleri mantıklı bir şekilde açıklayabilirim. Tek başıma 3-4 mısralık basit şarkıları söyleyebilirim.Düzgün ve tam cümleler kurabilirim.Yedi kelimeden oluşan cümleleri kurabilirim.Geçmiş şimdiki ve gelecek zamanları doğru olarak kullanabilirim. On sekiz adet değişik nesne resminden on dört tanesinin ismini söyleyebilirim.Yakın zamanda yaşanmış olayları anlatıp, olaylar arasında ilişki kurabilirim. Ev adresimi söyleyebilirim.Kaç yaşımda olduğumu söyleyebilirim.Sürekli olarak “neden, ne zaman, nasıl” gibi sorular sorabilirim. Kelimelerin anlamlarını merak ederek ne olduğunu sorabilirim.Gerçekleri hayallerimle karıştırarak hikayeler anlatabilirim.Artık konuşmalarımda bebeksi konuşmalara yer vermem veya çok az konuşurum.

Ona Nasıl yardım Edebilirsiniz?

Büyük- küçük, sert- yumuşak gibi zıtlıklar içeren oyunlar oynayın. Konuşmalarınıza zamana ilişkin kavramlar katın (bugün, yarın, daha sonra, gelecek hafta gibi). Çocuğunuza olaylara ilişkin hisleri ve duyguları hakkında konuşma fırsatı tanıyın ve paylaşımda bulunun. Kendinize ait sözcük oyunları, tekerlemeler, hikayeler yaratın. Sözcük bulma oyunları oynayın. Dil ötesi becerilere ilişkin oyunlar üretebilirsiniz ( örneğin;bir sözcüğün hangi sesle başladığının ya da bir sesle başlayan sözcüğün bulunması gibi fonolojik farkında olmaya ilişkin aktiviteler).

3-6 YAŞ ÇOCUKLARI İÇİN DİL GELİŞİMİNE YÖNELİK AKTİVİTELER

Kaynak :Stark. (1989). Prespeech segmental feature development. P.Fletcher & M.Garman (Ed.) içinde Language Acquisition (pp.15-32). New York: Cambridge.

3 Yaş Çocuklarda Dil Gelişimi

3 yaş çocukların dil gelişiminde, aileler çocuklarının kullandığı sözcüklerde bir “patlama” olduğunu görürler. Her durum için bir sözcükleri vardır ve sürekli “neden?” tipinde soru yöneltirler.

 

Ona Nasıl Yardım Edebilirsiniz ?

Çocuğunuza “edat” ları öğretebileceğiniz oyunları oynayın. Örneğin, “topu kutunun ‘içine’ koymak” ya da “masanın ‘üstünden’ atmak” gibi. Çocuğunuza 10’a kadar saymasını öğretin ve sayma oyunları oynayın. Yazmayı taklit edebilmesi için boya kalemleri ve kâğıt sağlayın. Diğer çocuklarla oyun oynayarak iletişim sağlayabilmesi için fırsatlar yaratın. Kitap içinde bulunan eylemleri tanımlayarak, onları kısa cümlelerle anlatın. Anlattığınız cümlelerle ilgili her olaya ilişkin hemen soru yöneltin. Her ne cevap verirse versin, tekrar sorunuzun yanıtını bir de sizden duyması ona uygun konuşma modeli olmanız açısından etkili olacaktır. Örneğin; “Evet çocuk ayakkabısını giyiyormuş” gibi.

3 – 4 YAŞ GRUBU DİL GELİŞİMİ

Günlük yaşamımızda kullandığımız, içmek, açmak, kapamak, uyumak gibi eylemleri belirten resimleri isimlendirebilirim.Özellikleri belirtilen nesneleri getirebilirim.İki eylem gerektiren direktiflere uyabilirim. Çevremdeki nesneleri tanır ve onları adlandırabilirim. Söylemesem bile dokuzyüze yakın kelimeyi anlayabilirim. İki ayrı nesneli eylemi gerektiren emirleri yerine getirebilirim.Beş kelimeli cümle kurarak konuşabilirim. Zamirle kendimi ifade edebilirim.Sesimin tonunu ve hızını ayarlayarak konuşabilirim.  Yaptığım bir resmi anlatabilirim.Kendi kendime konuşur ve çok soru sorarım.Onsekiz adet nesne kartı içinden en az on tanesinin ne olduğunu söyleyebilirim.Altı kelimelik bir cümleyi, söylendikten sonra tekrarlayabilirim. Bir hikaye oluşturup anlatabilirim. Olayları birbirine bağlayıp olan biteni anlatabilirim.

3-5 yaş

3 ve 4 yaş arası sıklıkla “kim?”, “nerede?” ve “ne?” gibi soru tiplerini yöneltirler. Cümleleri daha uzundur ve konuşması daha akıcıdır. 4-5 yaş arası kendisine söylenen her şeyi anlar ve kolay anlaşılır bir şekilde konur.

Okul öncesi ve Anasınıflarında Kaynaştırma (BEP’li) Öğrencisi Sayıları

Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin Okul öncesi kurumlarında ve Anasınıflarında Kaynaştırma (BEP’li) Öğrencisi Sayıları ile ilgili sınıfta okutulabilecek özel eğitim gereksinimi olan kaynaştırma öğrencisi sayıları ile ilgili Yönetmeliğin 11. Maddesinin (5) Okul öncesi eğitim kurumlarında okula kayıt: ç) bendinde şu şekilde ifade edilmektedir:

 

MADDE 11.
5- ç)
 Rehberlik ve araştırma merkezlerinde oluşturulan Özel Eğitim Değerlendirme Kurulunca hazırlanan rapor doğrultusunda tam zamanlı kaynaştırma yoluyla okul öncesi eğitim kurumlarına yönlendirilen 36-66 aylık çocuklar bu kurumlara kaydedilir. Bu sınıfların mevcutları 10 çocuk bulunan sınıflarda iki, 20 çocuk bulunan sınıflarda ise bir çocuk olacak şekilde oluşturulur.



Yönetmelik gereği okul öncesi kurumlarda ve anasınıflarında 10 öğrenci varsa sadece 2 kaynaştırma öğrencisi, eğer sınıfta 20 öğrenci varsa sadece 1 tane kaynaştırma öğrencisi alınabilir.




Hiperaktif Çocukların Aile ve Öğretmenlerine Öneriler

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan hiperaktif çocuklar genellikle okula başlayana kadar belirtileri göstermeye başlarlar. Bazı aşırı dürtüsel çocuklar, iki veya üç yaş gibi erken bir yaşta teşhis edilebilir. Diğer yandan 13-19 yaşlarına gelene kadar bazı çocuklara tanı konulamayabilir. Son yıllarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan yetişkinlerin sayısında da bir artış görülmektedir. Bu yazımız hiperaktif çocukların aileleri ve öğretmenleri için pratik öneriler sunmaktadır.

 

Anne Babaya Öneriler

Hastanelerin Çocuk ve Ergen Psikiyatri Kliniklerine başvurularak tanısının konulması ve uygun tedavi yöntemine başlanması zorunludur. Davranış değiştirme planlarına cevap vermeyen çocuklar için tıbbi yardım ve ilaç tedavisi ön plandadır. Uygulanacaksa ilaç tedavisinin ne kadar devam edeceği, hekim tarafından belirtilerin devam etme süresine göre tespit edilir. Çocuğun zeka özelliklerini belirlemek hem doğru biçimde yönlendirilmesi, hem de akademik becerileri kazanabilmesi bakımından çok önemlidir. Bu konuda Hastanelerin Çocuk ve Ergen Psikiyatri Klinikleri ve Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinden yardım alabilirsiniz.

Çocuklar ilgi duydukları konuya yoğunlaşmakta güçlük çekmezler. Nelere ilgi gösterdiklerini belirleyip, bu konularla akademik konuları birleştirmeye çalışmak eğitimleri için önemlidir. Bu konuda okul psikolojik danışmanından bilgi alabilirsiniz.

DEHB’li çocukları suçlayıcı ve otoriter bir tutum içine girmek, çocukların düzensizliği ve dikkatsizliğini giderek arttırır. “Çok dikkatsizsin”, “Sana kırk kere söyledim hala dikkat etmiyorsun”, “Önüne bak” gibi cümleler dikkatini toplamasına yol açmaz aksine çocukta yetersizlik ve beceriksizlik duygusunu pekiştirir.

İletişim sorunlarının büyük bir kısmı uygun yaklaşımı sergilememekten kaynaklandığı için etkili iletişim becerileri kullanılmalıdır. Belki de “Kırk kere söylediğiniz” halde yapılmayan bir şeyi başka türlü söylemeyi denemelisiniz. Hangi yöntemin sizin ve çocuğunuz için uygun olduğunu araştırarak, deneyip yanılarak, danışarak bulabilirsiniz.



Çocuğun anne babasının ne tepki vereceğini önceden tahmin edememesi davranış değişimini engeller. İyi yada uygun olmayan davranışlara yanıt verme konusunda tutarlı olmak belki hemen değil, ama bir iki hafta içinde değişimlerin başlaması ve birkaç hafta içinde sonuçların belli bir bütünlüğe ulaşmasıyla kendini gösterecektir.

Bu çocuklar herkes tarafından çok eleştirildiği, sürekli olarak nasıl hatalar yaptığı vurgulandığı için özsaygılarını çabucak kaybederler. Anne baba olarak çocuğun olumlu yönlerini ön plana çıkarmanız, küçük şeyler de olsa doğru davranışlarını vurgulayarak cesaretlendirmeniz özsaygılarını gelişimi için çok önemlidir.

Davranış değiştirmede cezadan çok ödül kullanılmalıdır. Genellikle bu çocuklar o kadar çok hata yaparlar ki, dikkatiniz sadece bunların üstündeyse sürekli onları cezalandırmaya başlayabilirsiniz. Cezalar (sevilen bir şeyden yoksun bırakma, ara verme, küçük bir ödülü iptal etme vb.) son çözüm olarak kaçınılmaz olabilir, ancak bunların her zaman ödüllerle birlikte kullanılmasına dikkat edilmelidir.

Bu çocuklar ödüllendirilmeye diğer çocuklardan daha fazla ve daha çabuk ihtiyaç duyarlar. Verdiğiniz ödül türünden ziyade (övgü, fiziksel yakınlık, özel bir yiyecek, ekstra ayrıcalık) zamanlama daha önemlidir. DEHB’li çocuklar sabırsızdır ve bir işi yaptıktan hemen sonra geri bildirim beklerler. Önemli olan ödülün davranışın peşi sıra gelmesidir. Örneğin çocuğunuz başka şeylerle ilgilenmeden 15 dakika boyunca ödeviyle ilgilendiyse ödüllendirmek için akşam yemeğini beklemeyin.

Dikkatleri çok çabuk dağıldığı için ders çalışma ortamını çok iyi düzenlemelisiniz. Çalışma odası dağınık olmamalı, iyi aydınlatılmalı ve havalandırılmış olmalıdır. Çalışma masası sadece çalışma için kullanılmalı, yemek yeme, oyun oynama gibi etkinliklerde kullanılmamalıdır. Masa başında geçirdikleri zamanın çok küçük bir bölümünü verimli kullandıkları için çalışmayla başlamadan önce mutlaka çalışma programı yapılmalıdır, çalışma süresi ve konular küçük bölümlere ayrılmalıdır.

Kullandıkları araç gereçleri kötü kullandıkları ve sıklıkla kaybettikleri için her kaybettiklerinde yenisinin alınması pekiştirme rolü oynar ve kaybetme sıklıkları da gidererek artar. Ayrıca niçin kaybettiklerinin sorulması da bu oranı arttırabilir. Bu noktada, yeni bir eşyanın alınmasında kendi harçlığından para biriktirmesi, işini görebilen ama daha ucuz olanının tercih edilmesi, kaybettiği eşyanın yokluğundan doğacak sıkıntılı duruma bir müddet katlanmasına izin verilmesi işe yarayabilir.

Çocuğa seçenekler sunmak, şu yada bu şekilde yapılmasında sakınca olmayan işlerde çocukların tercihte bulunmaları için fırsatlar oluşturmak içsel güdülenmeyi arttıracaktır.Hareket etmesi için fırsatlar oluşturulması, sıkıldığı zamanlarda yapması için bazı ritmik hareketlerin öğretilmesi ve bunların yapılacağı bir yergin belirlenmesi enerjisini doğru biçimde aktarabilmesini sağlar.



Bu çocuklara dikkat çekecek yollarla talimat verilmelidir. Eğer çok monoton bir ses tonuyla talimat veriyorsanız çocuğunuz bunu önemsemeyebilir. Talimat verirken dikkatini çekmek için göz kontağı kurmak, tane tane sakin ama ciddi bir şekilde konuşmak işe yarayabilir. Bağırmak çocukta talimatın anlamına değil, sesin yüksekliğine odaklanmaya yol açar.

TV, Bilgisayar ve video oyunları sınırlanmalıdır. İlköğretim çağındaki çocukların en çok bir buçuk saat TV ve bilgisayar başında vakit geçirmelerine izin verilmelidir. Aksi takdirde bazı akademik, davranış ve dikkat sorunları ortaya çıkabilir. Anne babalar çocuğun çok TV izlemesini engelleyemediklerini belirtiyorlarsa, çocuklarını suçlamadan önce kendi tutum ve davranışlarını gözden geçirmelidirler.

Çocuğunuz için sıkıntılı olabilecek zamanları tahmin ederek uygun olmayan davranışı engelleyebilirsiniz. Böylece insanların önünde kendinizi küçük düşmüş ve kızgın olmaktan korumakla kalmayıp davranış pekiştirme alışkanlığınızı da geliştirmiş olursunuz. Örneğin, Çocuğunuz okula girdiğinde koridorda koşup gürültü yapıyorsa binaya girmeden önce durun, çocuktan “Koridorda koşup bağırmayacağım” demesini isteyin. Kuralları kendisinin söylemesi önemlidir, böylece kendinin bir parçası haline gelir ve kurala uyması kolaylaşır.

Çocuğunuzla ilgili olumlu bir algı geliştirin. Olumlu düşünmeniz hem sizin hem de çocuğunuzun pozitif enerjisini arttıracaktır. Başarı üzerinde zekadan çok duygusal enerjinin etkili olduğunu akılda tutarak, çocukla ilgili olumlu düşünmek, çocuğun gelişimini hızlandırma da en önemli noktalardan biridir. Her akşam o günkü olayları gözden geçirin ve davranışının istediğiniz biçimde olmadığı anlar için çocuğunuzu bağışlayın. Çocuğunuzla uğraşırken yaptığınız hatalarınızdan dolayı kendinizi de bağışlayın ve her ikinizi de doğru yaptığınız şeyler için kutlamayı unutmayın. Ailenin tüm bireylerinin tedaviye katılıp aşırı disiplin ve aşırı hoşgörüden uzak, çocuğun gereksinimlerine duyarlı ve tutarlı olmaları önemlidir.

Not :Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite ile ılgili bilmediklerinizi ve merak ettiklerinizi bu kitapta bulacaksınız ( Dr. Yankı Yazgan ).

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve Nedenleri

Genetik çalışmalara göre sorumlu olduğu düşünülen bazı genler vardır.Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan çocukların anne babalarında benzer belirtiler olma oranının 2-8 kat fazla, kardeşlerinde ise diğer çocuklara oranla 2-3 kat fazla olduğunu göstermiştir.Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunda kalıtımsal olarak yatkınlık gözlenmiştir.

 

Ayrıca ikiz çalışmalarından elde edilen bilgilere göre tek yumurta ikizlerinde eş hastalanım oranı % 80-90, çift yumurta ikizlerinde eş hastalanım oranı % 30’dur.

Beyindeki yapısal işlev farklılıkları: Dikkatin yoğunlaştırılması, sürdürülmesi, davranışların kontrol edilmesi, planlama yapılmasından sorumlu olan alanlarda -önbölge (Prefrontal lob), bazal ganlionlar, serebellum- normal bireylerdekine oranla daha küçük yada farklı bir simetride olma sözkonusudur. Saptanılan bu farklılıkların hastalığa neden olduğu düşünülmekte, ancak bu incelemeler bir tanı aracı olarak kullanılmamaktadır.

  1. Çevresel nedenler: Direk olarak DEHB’e neden olmaz ancak genetik olarak yatkınlığı olan bireylerde riski artırır:
  2. Doğum öncesi: Gebelikte hastalanma, alkol, sigara ve ilaç kullanımı.
  3. Doğum sırasında: Erken doğum, doğum komplikasyonları.
  4. Doğum sonrası: Küçük yaşta geçirilen ameliyat, kaza veya hastalıklar, hastalık tedavisinde etkili olan fakat yan etkisi olan ilaçlar alınması.

Belirtileri Neler ?

Bir çok ana baba bu listeyi okuyunca çocuklarında dikkat eksikliği ve hiperaktivite olduğuna inanabilir, çünkü çoğu çocuk zaman zaman bu tip davranışlarda bulunur. Fakat DEHB’li çocuklar çevreye verdikleri tepkiler açısından diğer çocuklardan ayrılır. Başka bir deyişle çoğu çocuk kendilerine bir şeyi yapmamaları söylendiğinde ve davranışın olumsuz sonuçları açıklandığında en azından bir süre o davranışı bırakır. Dikkat eksikliği ve hiperaktiviteye sahip çocuklar ise uygun yaklaşımlarla birisi kendilerine yardım etmediği sürece o davranışı bırakmayacaktır.

Bir çocukta, gençte veya erişkinde dikkat eksikliği veya hiperarkitive bozukluğunun var olduğundan söz edebilmek için, bu belirtilerin yedi yaşından önce ortaya çıkması, davranışların çoğunu en az 6 ay süreyle göstermiş olması ve bu belirtilerin günlük yaşamı etkileyecek boyutta olması gerekmektedir.

Davranışsal Belirtiler

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların daha doğmadan önce anne rahminde alışılmadık şekilde hareketli olduklarını gösteren raporlar vardır. Bunlar bazen çok fazla ağlayan ve uyku düzeni bozuk olan güç bebeklerdir.

Aşırı hareketlidirler. Sınıfta yada oturması beklenen durumlarda oturmaz ve yerinden kalkar el ve ayaklarını sürekli oynatırlar. (Ergen yaştakiler sıkıntı veren duygulardan bahsederler).

Kendi başlarına karar vermekte güçlük çekerler. Sürekli konuşur, bağırır, başkalarını yaptığı işten alıkoyarlar. Düzensiz oldukları için eşyalarını, kitaplarını, kalemlerini ve oyuncaklarını sık sık kaybederler. Ödevlerin ve etkinliklerin düzenlenmesinde sıklıkla zorluk çekerler, defterlerinin başı sonu belli değildir, çantalarını düzenli bir şekilde hazırlamazlar. Okula götürülmesi gereken eşyaların çoğu çantasında yoktur yada gereksiz olanlar vardır. Çoğu kez olası sonuçları düşünmeden kendini fiziksel olarak tehlikeye atabilirler (sağına soluna bakmadan caddeye fırlamak gibi), İsteklerini erteleyemezler, içtepisel davranışlarını(dürtülerini) engelleyemezler. Sorulan sorulara, tamamlanmadan önce cevap verme eğilimleri vardır. Karşısındakini dinlememe, sık sık konuyu değiştirme görülür. Teneffüslerde veya evdeki boş zamanlarında oyun vb etkinliklere katılmakta güçlük çektikleri için bir çok becerileri gelişmeyebilir. Her şeye karışma, mobilyaların üzerinde gezme, ev içinde koşuşturma görülür. Yalan söyleme, hırsızlık görülebilir.

Sosyal Belirtiler

Dikkat sürelerinin kısa ve atak olmaları çocukların sosyal kuralları öğrenmelerini güçleştirmektedir. Bu nedenle arkadaş bulmakta ve kurallarına göre oyun oynamakta güçlük çekerler. Arkadaş ilişkileri zayıftır. Grup içinde oynarken ya da çalışırken sırasını beklemekte zorlanırlar. Yönergelere ve kurallara uymada zorluk yaşadıkları için sosyal olarak uyumsuzdurlar.

Akılları başka bir yerdedir, dinlerken karşılarındakinin gözlerine bakarlar ama dinlememiş yada duymamış görüntüsü verirler. Bu yüzden tekrar tekrar aynı şeylerin kendilerine söylenmesine yol açarlar. Başkalarına karşı itme, çekiştirme, vurma gibi davranışları sık gösterirler. Saygısız ve küfürlü konuşurlar.

Bilişsel Belirtiler

Zekaları normal ya da normalin üstünde olmasına rağmen genellikle okul başarıları düşüktür. Çünkü dikkat dağınıklılığı ve aşırı hareketliliği çocukta öğrenme güçlüğü ortaya çıkarır.Dikkatleri çok kısa sürelidir ve çabuk dağılır. Genellikle başladıkları işi sonlandırmada güçlük çekerler. Devamlı dikkat ve emek isteyen işlerde çalışmak istemezler.

Kendilerine verilen bir görev üzerinde istedikleri gibi çalışamaz ve bitiremezler. İşlerin bitmesindeki bu aksaklık başka nedenlere değil sadece dikkatsizliğe bağlıdır.Dikkatlerini uygun olarak ortama yönlendiremezler.

Zihinsel çaba gerektiren iş ve görevlerden kaçınırlar. Israr olursa eğer daha büyük sorunlar çıkarabilirler.

Günlük işlerinde genellikle unutkandırlar. Randevularını, beslenme saatini, eşyalarını, öğretmenin aileye gönderdiği mesajları sıklıkla unuturlar.

Çalışmalarını plansız, düzensiz ve karmakarışık bir biçimde sürdürürler.İçselliği gelişmemiştir. Davranışlarının sonuçlarını değerlendiremezler.

Duygusal Belirtiler

Ruh halleri değişkendir, depresyon görülebilir, Kendine güvenleri azdır, Çabuk heyecanlanırlar ve sinirlenirler.

Fiziksel Belirtiler

Kemik gelişimi geri olabilir, Orta kulak iltihabı, üst solunum yolu enfeksiyonu görülebilir, İdrar kaçırma olabilir, Alerjiler sık görülür, Motor koordinasyonu zayıf olabilir, Uyku süreleri kısadır, Santral sinir sistemleri normale göre daha az çalışır.

Bebeğin gazını çıkarma yöntemleri

Bebeğinizin meme veya biberonla süt emerken yuttuğu şey sadece süt değil, elbette. Besleyici sıvı ile beraber hava da yutuyor ve bebek öğününü tamamladığında bu gazdan rahatsız olabiliyor. Bu nedenle meme emilirken her 5 dakikada bir veya biberonla beslenirken ara sıra bebeğin gazının çıkarın. Bunun yapılması için üç yol var:

 

 

Omzunuza dayayın.Yüzü yana bakacak şekilde kucağınıza yatırın.Dik oturtun.

Bunların hepsini deneyerek hangisinin en iyi yol olduğunu bulmanız mümkün. Hafif vuruşlar veya sırtını ovalama çoğu bebeğin gazını çıkarmak için yeterli. Ancak bazıları için daha kuvvetli dokunuşlar gerekebiliyor. Dilerseniz yukarı teknikleri nasıl uygulayacağınızı birlikte öğrenelim.

Omzunuza dayama: Bebeği omzunuzda sıkıca tutun ve bir elinizle poposundan kavrayarak diğer elinizle sırtına hafifçe vurun.Bu yöntem birçok bebekte en iyi sonucu veren tutuş biçimidir. Ancak temiz bir havlu ile omzunuzu korumayı unutmayın.

Yüzü yana bakacak şekilde kucağa yatırma: Bebeği yüzü bir bacağınızın üstünde yana bakacak, midesi diğer bacağınızın üstünde olacak şekilde kucağınıza yatırın. Bir elinizle bebeği sıkıca kavrayın ve diğeri ile hafifçe sırtına vurun.

Dik oturtma: Bebeğinizi kafası öne eğik olacak şekilde kucağınıza oturtun ve bebeği koltuk altından tutarken bir elinizle göğüs bölgesine destek yapın. Bebeğin sırtını bu şekilde ovalayın.

Alerjik Çocuk Hastalıkları (Anafilaksi,Astım,Ürtiker)

Alerji, vücudun bağırsak sisteminin bir maddeye karşı aşırı duyarlı hale gelmesi sonucunda, o maddeyle karşılaştığında ortaya çıkan zararlı enfeksiyondur. Günümüzde ülkelerde saniyeleşme arttıkça vücudu duyarlandıran maddeler (alerjenler) de giderek artmakta ve alerji hastalarının sayısında artış olmaktadır.

 

 

Anafilaksi

Tedavi edilmediğinde ölümcül seyredebilen ani bir alerjik reaksiyondur. En yaygın anafilaksi nedenleri penisilin, arı sokması, yumurta, fındık, çilek gibi besinler ve ağrı kesici ilaçlardır. Belirtile be alerjenlerle karşılaştıktan sonra dakikalar içinde başlayabilir; deride döküntü, gözlerde şişme, burun tıkanıklığı, kusma, ses kısıklığı, soluk alamama, şok ve komaya kadar ilerleyebilir. Çocuklarda ölüm nedeni, genellikle solunum yollarının şişmesi sonucu nefes alamamalarından ileri gelir. Hızlı tedavi yaşam kurtarıcıdır. Korunma için anafilaksiye yol açtığı bilinen etkenlerden uzak durulmalı, hekim önerisi olmadan hiçbir ilaç kullanılmamalı, enfeksiyonlar her zaman sağlık kurumlarında yapılmalı, risk altındaki kişiler yanlarında acil tedavide kullanılan ilaçları bulundurulmalıdır.



Astım

Astım, çeşitli etkenlere bağlı olarak gelişen aşırı duyarlılık sonucu, hava yollarında zaman zaman olup geçen daralmalarla giden bir hastalıktır. Hastalık nöbetler biçiminde ortaya çıkar. Yineleyen öksürük, soluk alıp vermede güçlük, bu güçlük sırasında duyulan ıslık sesine benzer bir ses tipik bulgularıdır. Son on yılda hasta çocuk sayısında artış görülmüştür. Astım alerjik ve alerjik olmayan biçiminde ikiye ayrılabilir.Alerjik astımda olayı tetikleyen nedenler bitki polenleri, besinler, ev tozu, ilaçlar, hayvan tüyleri olabilirken; alerjik olmayan astımda ısı değişiklikleri, soğuk hava, kokular, solunum yolu enfeksiyonu yapan virüsler etkin olabilmektedir.Astım iyi tedavi edilip, gerekli korunma önlemleri alınmazsa öldürücü olabilir. Doktora başvurmada gecikmemek ve önerilen ilaçları düzenli kullanmak gerekmektedir. Çocuğun alerjisi olduğu bilinen besin ve ilaçlardan uzak tutulması, evde kesinlikle sigara içilmemesi, çocuğun yastığının, yorganının kuştüyü ve yün olmaması, odasında az eşya bulundurulup sık olarak nemli bezle tozunun alınması, tüylü oyuncaklar bulundurulmaması alınacak önlemlerin bazılarıdır. Çocukluk çağında görülen astımın uzun süreli izlemlerinde sonuçlar iyidir. Çocukların çoğunun büyüdükçe düzeldiği gözlemlenmiştir.

Ürtiker

Ürtiker, halk arasında kurdeşen olarak bilinen ve çok sık rastlanan bir hastalıktır. Toplumumuzun %20 kadarını yaşamlarının bir döneminde etkiler. Kabarık, kaşıntılı, kızarık, orta kısımları daha soluk, büyük döküntülerdir.Ürtikere neden olan etkenlerin arasında ilaçlar (penisilin, aspirin gibi); besinler ve besin katkı maddeleri (yumurta, fıstık, balık); enfeksiyon hastalıkları; böcek ısırması, parazitler gibi pek çok neden sayılabilir. Tedavide öncelikle etken olduğu saptanan maddeler uzaklaştırılmalı, enfeksiyon varsa tedavi edilmelidir. Bu arada doktorun önereceği, hastayı rahatlatacak ilaçlar kullanılmalıdır.

Anasınıfı İçin Masallar:”Dağınık Çocuk”

Anasınıfı ve okulöncesi öğrencileri için sınıflarınızda kullanılabileceğiniz masallar “Dağınık Çocuk”

 

Bir çocuk varmış. Eşyalarını toplamaktan hiç hoşlanmazmış. Bir gün yerlerde atılı duran eşyalar, aralarında konuşuyorlarmış.-“Sen neden hala buradasın. Bu saatte okulda olman gerekmiyor mu?” diye sormuş ceket ders kitabına. Ders kitabı: -“Evet, ama dağınık çocuk okula giderken beni aradı, bulamadı. Sonunda beni almadan gitti” dedi. Çorap:-“Ben tam üç gündür burada yatağın altında sıkışıp kaldım. Kimse beni görmüyor.” Dedi. Tişört:-“Ben tertemiz bir tişörttüm. Beni dolaptan çıkarttı sonra yere attı. Üstelik dağınık çocuk odada yürürken üstüme basıyor. Hem kirlendim, hem de buruştum.”

-“Bir fikrim var” demiş pantolon. “Dağınık çocuk benim cebimde otobüs bileti unutmuş. Hep birlikte otobüse binip gidelim.”

-“Evet” diye bağırmışlar. Hep birlikte yola çıkmışlar. Otobüs onları yemyeşil kırlara götürmüş.

-“Ne kadar güzel bir yer burası? İyi ki yatak altlarında dolap kenarlarında beklemek yerine buradayız.”

Saklambaç oynamışlar, yerlerde yuvarlanmışlar. Tozlanıp çamurlandıklarına hiç aldırmıyorlarmış. Tekrar otobüse binip eve dönmüşler. Bütün eşyalar daha önce atılmış oldukları yerlere aynen uzanıp yorgunluktan uyuya kalmışlar. Çocuk okuldan dönüp eşyalarının halini görünce:

-“Aman Allahım! Yerlerde bıraktım diye ne hale gelmişler.” Demiş.

O günden sonra eşyalarını hep yerli yerinde tutmuş.

Kaynak : Prof. Dr. İsmihan Artan  ” Seslerle Tanışalım “

                Prof. Dr. Servet Bal

Anasınıfı İçin Masallar:”Kiraz Ağacı”

Anasınıfı ve okulöncesi öğrencileri için sınıflarınızda kullanılabileceğiniz masallar “Kiraz Ağacı”

 

Bahçenin birinde bir kiraz ağacı varmış. Ağacın önce beyaz çiçekleri, sonra da kırmızı kırmızı kiraları olurmuş. Kiraz ağacının kapısı konuklara açıkmış. O hiç yalnız kalmazmış. Kiraz ağacının bodrum katında köstebekler, solucanlar otururmuş. Ağacın gövdesinde ise karıncalar, böcekler bulunurmuş. Üst kattaki konuklar ise çiçeklere gelen arılar, dallara konan kuşlarmış.

Bir gün kiraz ağacı evini dolduran bu konuklara dönmüş, şöyle demiş: “Ey konuklar! Söyleyin bakalım daha ne kadar zaman evimde konuk olacaksınız? Bütün gün evimde rahat rahat oturuyorsunuz. Peki bana ne kira ödüyorsunuz?”

Konuklardan solucan ve köstebek hemen konuşmaya başlamışlar: “Bilir misin, biz sana yararlı olmaya çalışıyoruz. Köklerini saldığın toprağı gece gündüz eşeliyoruz. Böylece sen köklerini rahatça daha derinlere salabiliyorsun. Gelişiyorsun.”

Üst kattaki arılar ise şöyle demişler: “Senin çiçeklerinin balını kim çıkarıp topluyor? Niz olmasak senin çiçeklerinden hiç bal alınmazdı.”

Kuşlar ise şöyle konuşmuşlar: “Bizim neşeli sesimiz, şarkımız olmasa senin için sıkılırdı. Seni biz eğlendiriyoruz.”

Böylece kiraz ağacı konuklarının da kendisine bir şeyler verdiğini öğrenmiş. Bir daha da bu konulara hiç karışmamış. Onlar da ağacı hiç yalnız bırakmamışlar. Onu eğlendirmişler, zararlı böceklerden korumuşlar, toprağını temiz tutmuşlar.

Kaynak : Prof. Dr. İsmihan Artan  ” Seslerle Tanışalım “

            Prof. Dr. Servet Bal